
Kimse Bilmiyor
Bu podcast'te Melis Aksoy, hayatın karmaşası içinde düzenin nasıl var olduğunu sorguluyor. Cevapların olmadığı bir dünyada sorulara odaklanarak kendi hikayesini en samimi ve çıplak haliyle anlatıyor. Dinleyicilerin de benzer duyguları paylaştığını hisseden Aksoy, asıl meselenin cevaplarda değil, soruların kendisinde olduğunu vurguluyor.
Episodes
Belirsizliğin İçinde Durabilmek
Bir belirsizliğin içinde varsayımsız durabilmemin tek yolu, o varsayımlara yönelik ya evet ya da hayır netliğinde cevaplar yaratabilmek mi?Bir üçüncü seçenek yok mu? Bunları haricinde; ya da bu iki ucu da kapsayabilecek?Yani ben, konuyu herhangi bir netliğe kavuşturmadan bu belirsizliğin içinde, sadece "bilmiyorum" cevabı ile durabilir miyim? #kimsebilmiyor
Yalnızlığımın Suçlusu Sensin
Ben neden "hep" istiyorum? Neden hep isteyen benim?Neden hep erişilebilirim? Ulaşılabilirim?O telefonu neden her seferinde çalar çalmaz açıyorum?#kimsebilmiyor
Açık İlişki 101
Size yalan söyleyecek halim yok... Uzun bir "yürüyüş yapmak neden şahanedir" güzellemesi ardından, biraz da "insan doğasının tutarsızlığından" dem vuruyorum.34. dakikada anca "açık ilişki" muhabbetine geliyorum. İleri sarabilirsiniz hahaha, şaka şaka. Son kısımda da isteklerimizin samimiyeti ve sahiciliğini sorgulayıp kapatıyorum. Ne oldu, ne bitti bu bölümde #kimsebi
Bir Narsist Ve Bir Manipülatif
Şu ana kadar yeterince insan söylemediyse bir de benden duyun: Her şey bir frekans ve frekans aralığımızı değiştirdiğimizde çevremizdeki tüm olaylar, kişiler, deneyimler de değişiyor. Bununla birlikte bir narsist ile bir manipülatifin bir aradılığındaki örüntüden bahsediyorum.Sonra biraz da flörtün güzelliğinden...Bir şeyler oluyor ama günün sonunda ne olduğunu #kimsebilmiyor
İlişki Stilleri VE RBDSMAF Konuşması
İlişkilerimizin kalitesini arttırmak için kullanabileceğimiz müthiş bir iletişim taslağı paylaşıyorum bu bölümde; elbette yine kendi date (randevu) hikayem üzerinden...Unutmayın, dışarıdaki kalite içsel kaliteden yansır. Bu taslağı partnerimiz veya yakınlarımızla kullanmadan önce, kendimizi masaya oturtup kendimizle bir uygulamak- eminim çok kapıyı aralayacak! #kimsebilmiyor
Hissettiğim Gibi Görünmüyorum
Jay Shetty eşinden şöyle bir şey rica etmiş: "Bir gün bana aşkın biterse, hiç gecikmeden beni bundan haberdar et."Bu cesur talepten ziyade, bunu talep etmesinin ardındaki açıklaması beni kalbimden vurdu. Diyor ki, aşkı hak ettiğimden öyle eminim ki aşk olmayan bir yerde bir an bile durma ihanetine (kendi var oluşuma) düşmek istemem.Benim kendimle böylesi sıkı fıkı bir ilişkim var mı; yok galiba de
Sınırlar, Birbirimizi Sevmediğimiz Anlamına Gelmez
Sevgi, bizim kültürümüzde adeta sınırsızlık öğretisi gibi. Birini ne kadar çok sevdiğinin kıstası, ona ne kadar yakın olabildiğinle ölçülü. Haliyle bu yakınlığa bir mesafe koyacak sınır söz konusu oluyorsa; kişisel hakları hukukları bırakalım bir kenara, bu direk "beni sevmiyorsun" demekle eşdeğer.Bu döngüyü kırdığım, kırmayı araştırdığım bir bölüm bu.Ve çok sevdiğim bir sözü de hatırlat
Kendimi Seviyorum, Ve Bunun Hakkında Konuşmak Çok Zor
Enteresan bir şeyler oluyor. Yolunu değiştirip benimle tanışmak isteyenler, bir böyle derin, farklı gözümün içine bakanlar, iltifatlar, övgüler... Nedir bu; kilo vermedim, gardırobumu yenilemedim, saçlarımı değiştirmedim. Ne değişti o zaman?Galiba enerjim! Bunu biraz deştiğim; ama günün sonunda ne olduğunu kimsenin bilmediği bir bölüm daha. İyi dinlemeler #kimsebilmiyor
Her Şeyi Yapabiliyorsun Diye, Her Şeyi Yapmak Zorunda Değilsin
Bir kadın çemberinde alan tutucu şöyle demişti...Kendini sevmek için, kendini sevemeyen parçalarını bırakman yeterli.İşin özü bazen bu kadar basit; zaman alsa da aslında basit. Bu bölümde kendi kendime hayatı zorlaştırdığım parçalarla biraz bakışıyor, birçoğunu da şöyle sakince bir kenara bırakıyorum. Günün sonunda ne oluyor... #kimsebilmiyor
Bir Üçüncü Seçenek
Birçoğumuz şu soruda takılı kalıyoruz... Bu ses sezgim mi; yoksa zihnimin koşullandırması mı?Bu kalbim mi, yoksa aklım mı?Belki ya o... ya da diğeri olmak zorunda değildir. Bunların arasında bir yerde bir üçüncü seçenek mümkündür.Bu bölüm, yanlış anlamaz ve kusura bakmazsanız, benim kişisel masterpiece'im niteliğinde. Bir gece uykusuzluğu, anca böyle zengin bir deneyime dönüşebilirdi. #kimsebi
İki Kadın Bir Adam
Eski, çarpık bir ilişkiden bana kalan hisler ve yeni insanlar üzerinden yüzleştiğim gerçekler…Bir zamanlar ihlal edilmesine izin verdiğim sınırlarıma bu sefer sahip çıkma kararım. Bir ay öncesinde bir erkeğe söylenen "hayır"ın, bugün hemcinsime doğru açığa çıkarken soframa getirdikleri.Kısa bir hikaye aslında, ama yıllara yayılmış bir karmanın çözülmesini kapsadığı için bu zamana kadarki
Başarı Kıstası ve Atılan Çamurlar
Başarı kıstası nedir? Bir ortaklık bitti diye geçirilen yıllar çöpe mi gidiyor, bir ilişki yürümediğinde tüm o güzel anlar da çöpe mi atılıyor, yoksa bugün kim olduğuma katkı mı yazılıyor?Bu bölüm kısacık.Biraz kendimle dalga geçiyorum, biraz çamurları siliyorum, biraz da başarı kıstasını yeniden kurcalıyorum. Günün sonunda... #kimsebilmiyor
Yeni Karakter Açıldı: The Beyfendi
Bir kadın bir erkeği sevmeye karar verince…nelerinden nelerinden etkileniyor, oynat bakalım. #kimsebilmiyor
Karıncaları Öldürmeyelim De N'apalım?
Karıncalarla duyguların ne ilgisi var Firdevs Hanım? Melis neyi itiraf edecek? #kimsebilmiyor
Çok Mutlu Bir Gün
Bugün çok mutlu bir gün, sadece o kadar.
Canım Sıkılıyor, Bir Şey Eksik
Canım sıkılıyordu. Ama öyle dramatik bir sıkıntı değil, daha çok “bir şeyler olmuyor” hali.Biraz kurcaladım.Oradan konu kaldığım yere geldi, yaşam alanıma geldi, günlerimin nasıl aktığına geldi. Temel şeyler tamam ama… oyun yok, keyif yok, yayılacak alan yok.Bu bölüm biraz böyle ilerliyor.Can sıkıntısından ihtiyaçlara, oradan da “ben burada ne yapıyorum?” sorusuna. Net cevaplar yok; zaten kimse bi
Kıskançlık, Kıyas ve Yargılar
Eski ev arkadaşım Lili’nin Instagram sayfasında gezinirken, kendimi hiç beklemediğim yerlere savrulmuş buldum. Bir bakış, bir karşılaştırma, bir yargı… ve sonra kendime doğru sert bir dönüş.Bu bölümde kıskançlığı inkar etmiyorum, kıyası süslemiyorum.Köşe bucak savrulurken, o duyguların altında yatan ihtiyaçlara bakmaya çalışıyorum.Ve oradan, yavaş yavaş, yeniden merkezime dönüyorum.Kim bu duygular
Hesaplaşmalar part 02: Sevmiyorum bu dünyayı
Bu bölümde yüzümü gölgeme çeviriyorum.Ecstatic Dance’tan Shadow Dance’a geçiyorum; hareket yavaşlıyor, beden ağırlaşıyor, kalbim karanlığın en derin yerine doğru çekiliyor.Ve orada… sevmeme halini buluyorum.Onu görüp geri çekilmek yok bu kez. Kabul ediyorum. İzin veriyorum. Gözlemliyorum.Zorlanıyorum evet. Ama yine de gölge ile tanışmanın aslında hiç de korktuğum gibi olmadığını fark ediyorum.
Hesaplaşmalar part 01: Dans etmeyi ne zaman bıraktın?
Bu bölüm saklanmamakla başlıyor. Kendim, duygularım, bedenim… artık neyin arkasına gizlemeye çalışıyorsam, oradan çıktığım bir yer burası.Yaşam alanlarımız diyorum; nerede sıkışıyoruz, nerede nefes alıyoruz?Sonra bir anda ecstatic dance’a geçiyorum. Ve öyle bir anlatmışım ki… kaydı kapatır kapatmaz kalkıp dansa gidesim geliyor. Belki senin de gelir.Kim bilir, belki de hareket etmek saklanmamanın e
Hayır dedim ve dünya yıkılmadı
Hayır dedim ve dünya yıkılmadı. İstemediğimi biliyordum, hissettiğim çok netti, ama bunu söylemek… işte orada takıldım.Sahilde tanıştığım o adamla vakit geçirirken, içimde koskocaman bir “hayır” vardı; dışımda ise kibar bir gülümseme. Neden bu kadar zor geliyor, bilmiyorum. Bence zaten kimse bilmiyor.Ama sonunda söyledim ve hiçbir şey olmadı. Ben hala buradayım, dünya hala dönüyor.
Çok da Şeyapmamak Lazım
Bazen hayat o kadar beklenmedik ki, sahilde arka arkaya tanıştığın iki adam bile seni hiç ummadığın bir hikayeyi anlatmaya sürükleyiveriyor.Hayat kalitemi gerçekten artıran bir seçimim varsa, onu da burada söyleyeyim: kendimi bu kadar ciddiye almayı bırakmak.Haliyle hayatı da.Bu bölüm bir kırılma bölümü.Buradan sonra hiçbir şey aynı değil; artık size daha yakın, daha şeffafım. Dilim sürçüyor, aklı
Bırakırsam düşerim (mi?)
Bırakırsam düşerim.Uzun zaman boyunca böyle olur sandım. Sıkı tutmazsam, kontrol etmezsem, hep yapmazsam... Bu bölüm, diğerleri gibi akan bir ilhamın kanallığından ziyade Melis'in duygu sağaltımı ve farkındalığı gibi. Aşama aşama açılıyor içimde. Fark ediyorum ki sonunda, düşmek değil de o tutunma hali yoruyor beni aslında.Kim tam olarak çözdü bu dengeleri- belli ki kimse bilmiyor.Ama ben yine de
Sevgi, bir duygu değildir.
Sevgi, bir duygu değildir.Peki o zaman nedir?Niye bazı duyguların içinden usulca geçiyor da, bazılarına tüm ağırlığıyla oturuyor?Neden bazen çok yakın, bazen ulaşılamaz; bazen tanıdık, bazen yepyeni gibi?Kim gerçekten anlamış bu halini- belli ki kimse bilmiyor.Ama ben yine de anlamaya çalışırken anlatmayı çok seviyorum.
Ertelediğim şey: Hayatım
Ne zaman hazır olacağımı beklerken, kaç defa yaşamın kendisini erteledim kim bilir.Biraz daha vakit, biraz daha cesaret, biraz daha enerji…Ama galiba beklediğim o “doğru zaman” hiçbir zaman gelmiyor.Doğru zamanın hangisi olduğunu da zaten kimse bilmiyor. İyisi mi, daha fazla düşünmeden, bir yerden başlamak.Ben de bu bölümle tam olarak bunu yapıyorum.
Gerçeğin hangisi gerçek?
Bu gerçeklerden hangisi gerçek?Benim gördüğüm mü, senin inandığın mı, yoksa kimsenin tam emin olamadığı o yer mi?Herkes kendi gerçeğini anlatıyor ama kime güveneceğimizi kim biliyor?Galiba kimse bilmiyor; ama bilmeye çalışırken yine epey şey hatırladım.
Para bitiyor, peki ya sonra?
Bu paranın suyu nereden geliyor? O su kesildiğinde ne oluyor?Ve her şeyden önce, o su neden hep güldür güldür akmıyor da bazen hiç uyarısız yok oluveriyor?Bütün bunlar ne anlama geliyor- belli ki kimse bilmiyor.Ama ben yine de bilebilecekmiş gibi konuşmayı çok seviyorum.











