
ben olsam
Dünyanın ilk ve tek, sadece kendine odaklanmana yardımcı olan podcast'i. Her hafta, farklı bakış açıları ve hayatın içinden örneklerle kendimize dönmenin yollarını konuşacağız. Çünkü bana göre insan kendine odaklandığında bir çok sorunu çözülür.
Bölümler
ben olsam ne yapıyorsam daha azını yapardım
Bundan sonra ne yapıyorsak daha az yapıyoruz.Bir konuyu fazla düşününce çözmüş olmuyoruz. Bir duyguyu fazla büyütünce daha sahici yaşamış olmuyoruz. Bir işi sürekli kurcalayınca daha iyi hale getirmiş olmuyoruz.Bu bölümde daha az üretmeyi, daha az açıklamayı, daha az kontrol etmeyi, daha az tepki vermeyi, zorlamadan çalışmayı, kendini kaybetmeden sevmeyi, bütün varlığını bağlamadan istemeyi ve hay
ben olsam bir şeyi yapamıyorum demek yerine görülmekten mi korkuyorum diye sorardım
Bu bölümde “Ben neden bu kadar basit bir şeyi yapamıyorum?” dediğimiz anların aslında içimizdeki büyük korkulara işaret edebildiğinden bahsediyoruz. Mesaj atamamak, dosyayı gönderememek, yardım isteyememek, bir ilişkiye yaklaşamamak, yazdığın şeyi birine okutamamak… Bu bölümde görülme korkusunu, aydınlanmaktan neden kaçtığımızı, aşırı farkındalık sandığımız şeyin nasıl tetikte yaşama haline dönüşe
ben olsam sorunlarımı çözmek için terapiye gitmeden önce spinoza okumaya başlardım
Bu bölümde “Felsefe bir terapi midir, insan felsefeyle iyileşebilir mi?” sorusunun peşine düşüyorum. Kendi iyileşme sürecimde felsefenin bana nasıl alan açtığını anlatıyorum. Spinoza’nın haklılık ve nedenler üzerine düşündüren bakışından, Stoacıların kontrol ve sorumluluk ayrımına, Nietzsche’nin acıdan güç çıkarma fikrinden Viktor Frankl’ın anlam arayışına, Budizm ve Hinduizm’in teslimiyet ve akış
ben olsam bir şeyi çözmek istiyorsam çözüme değil soruya odaklanırdım
Bazen bizi asıl yoran şey yaşadığımız olay değil, o olayın içimizde dokunduğu duygudur. Bir kavga, geç gelen bir mesaj, işsizlik, reddedilme ya da belirsizlik, yüzeyde tek bir problem gibi görünür ama derinde değersizlik, görülmeme, yetersizlik ya da terk edilme korkusunu tetikleyebilir.Bu bölümde sorunları hemen çözmeye çalışmadan önce doğru teşhis koymanın, duygunun kaynağına inmenin ve kendimiz
ben olsam kaygılı bağlanmamak için insanlarla arama mesafe azıcık mesafe koyardım
Podcast’in 23. bölümünde, mesafeyi insanları gerçekten tanımamızı sağlayan bir açıklık alanı olarak ele alıyorum. Mesafe koymadığımızda neden insanları yanlış okuduğumuzu, yakınlıkla güveni neden karıştırdığımızı, duygularımızın içinden hareket ettiğimizde nasıl hem ilişkiyi hem de kendimizi bulandırdığımızı konuşuyorum. Fazla samimiyetin neden bazen maraz doğurduğunu; sınır, zaman ve gözlem olmad
ben olsam birilerine bir şey anlatmadan önce haklı mıyım haksız mıyım diye sorardım
Bu bölümde neden her şeyi herkese anlatmak zorunda hissettiğimizi, paylaşmanın ne zaman samimiyet değil refleks haline geldiğini konuşuyorum. Bazen anlatmak rahatlatmıyor; aksine yaşadığımız şeyi erken sabitleyip bizi kendi hikayemize hapsediyor. Çünkü bir duyguyu daha biz anlamadan dışarı açtığımızda, onun anlamını içimizde kurmak yerine başkalarının yorumlarına bırakabiliyoruz.Bölüm; mahremiyet,
ben olsam düşünmeden duramıyorum demek yerine bu düşünceye sıkı sıkı tutunuyorum derdim
Birini unutamamak gerçekten mümkün mü?Yoksa biz aslında unutamıyor değil… bırakmıyor muyuz?Bu bölümde, zihnimizden çıkmayan insanların neden hala bizimle olduğunu konuşuyoruz.Bir düşüncenin aslında saniyeler içinde gelip geçtiğini… ama bizim onu nasıl büyüttüğümüzü fark ediyoruz.ReferanslarŞimdinin Gücü– Eckhart TolleZeigarnik EffectDopamine ve ödül sistemiStatus Quo BiasLoss AversionStoacılık öğr
ben olsam kendimi sevmek için bu beş maddeyi uygulardım
Kendini sevmek bir anda gelen bir duygu değil, bir süreçtir. Bu bölümde özdeğer, özsaygı ve özsevginin nasıl birbirini beslediğini anlatırken, kendinle gerçek bir bağ kurmanın 6 temel yolunu paylaşıyorum.Kendine yalan söylemeyi bırakmaktan, tembelliği aşmaya; verdiğin sözleri tutmaktan, zorluklardan kaçmamaya… Başkalarıyla kıyaslamayı bırakıp haz yerine anlamı seçmeye kadar uzanan bu yolculukta, ö
ben olsam hayatım bitti demek yerine farkındalığım arttı derdim
İnsan hayatının bir noktasında bu cümleyi mutlaka kuruyor.Bir ayrılık yaşadığımızda, bir sınavı kazanamadığımızda, bir hayalimiz gerçekleşmediğinde… o an yaşadığımız şey sadece bir olay olmaktan çıkıp hayatımızın tamamıymış gibi hissettirebiliyor.Bu bölümde tam olarak bunun neden olduğunu konuşuyoruz.ReferanslarEpiktetos — Stoacı felsefe (Olaylar ve yargılar ayrımı)Aaron Beck — Bilişsel terapi kur
ben olsam daha hırslı olmak için elimde telefonla mesaj beklediğim anları düşünürdüm
Bu bölümde hırsın gerçekten ne olduğunu ve neden kadınlarda çoğu zaman tehdit gibi algılandığını konuşuyoruz.Toplum erkeklerin hırsını “vizyon”, “liderlik” ve “karizma” olarak överken, kadınların hırsını çoğu zaman “fazla iddialı”, “kibirli” ya da “dikkat çekmeye çalışıyor” olarak etiketleyebiliyor.Oysa hırs başkalarını ezmek değil bir şeyi gerçekten istemek ve onun için emek vermektir.Bu bölümde
ben olsam haklı olduğum bir konuda karşımdakiyle tartışmak yerine ondan durumu çözmesi için yardım isterdim
Haklı olduğumuz halde neden haksız konumuna düşüyoruz?Sorun gerçekten biz miyiz, anlatma şeklimiz mi, yoksa içinde yaşadığımız kültürel sistem mi?Kendini doğru ifade etmek aslında karşı tarafı değiştirmek değil, önce kendi duygunu netleştirmekle başlıyor. Haklı olmak yetmiyor; duyulmak ayrı bir beceri, anlaşılmak ayrı bir sistem.Reaktif olmak yerine zaman ve zemin yaratmak, yazmak, meseleyi suçlam
ben olsam hayatımın değişmesini istiyorsam hayatımdaki belirsizlikleri çözmeye çalışmayı bırakırdım
Gerçekten değişimden mi korkuyoruz, yoksa değiştikten sonra kim olacağımızı bilmemekten mi?Bu bölümde; kıskançlık, değersizlik, dışlanmışlık gibi duyguların aslında zayıflık değil, ilişkilerdeki yerimizin belirsizleşmesine verilen doğal tepkiler olduğunu konuşuyoruz. Hayatın akışkan doğasını, değişime direndiğimizde neden yorulduğumuzu ve belirsizlikle kalabilme kapasitesinin zihinsel esneklikle n
ben olsam bu bana yeter demek yerine bu söylediğim koca bir yalan derdim
Bu bölümde, insanın hayatta kalabilmek için kendine anlattığı hikayelerin zamanla kimliğini, ilişkilerini ve hayatla temasını nasıl değiştirdiğini konuşuyoruz.Bazen “Bu bana yeter.” deriz.Bazen “Ben zaten istemiyordum.”Bazen “Ben haklıyım.”Bazen de “Benim kimseye ihtiyacım yok.”Bu cümleler o an bizi korur.Ama uzun süre tekrar edildiğinde, bir süre sonra gerçeğin yerini almaya başlar. Oysa insanın
ben olsam bir şeyleri yapmaya cesaret edemediğimde o cesareti en iyi arkadaşımdan ödünç alırdım
Cesareti çoğu zaman korkusuzlukla karıştırıyoruz. Oysa cesaret, korkunun yokluğu değil, korkuyla birlikte hareket edebilme kapasitesidir.Bu bölümde Tom Cruise’un “Korkuyorum ama korkuyla durabilmeyi öğrendim” cümlesinden yola çıkıp, Mahatma Gandhi’nin çekingen bir gençken nasıl cesur bir figüre dönüştüğüne, Alex Honnold’un korkuyu hazırlıkla nasıl yönettiğine bakıyoruz.Korkuyu bir stop işareti san
ben olsam uzun süren arkadaşlıklar kurmak için kendime uzun bir süre verirdim
Bu bölümde uzun süren arkadaşlıkların bir “şans” hikayesi olmadığını konuşuyoruz ve arkadaşlık ilişkilerini en çok zorlayan iki temel motivasyonu masaya yatırıyoruz:yalnız kalma korkusu ve sevilme ihtiyacı.Arkadaşlık neden bazen bir bağ olmaktan çıkıp bir onay mekanizmasına dönüşüyor?“Beni iyi hisset” talebi ne zaman bir yük hâline geliyor?Özdeğer içeriden gelmediğinde ilişkiler neden kırılganlaşı
ben olsam aşk acısından kurtulmaya çalışmak yerine bunu evrenin 'kendini sev' mesajı olarak görmeye çalışırdım
Bu bölümde aşk acısının neden çoğu zaman aşktan daha büyük, daha yoğun ve daha derin hissedildiğini konuştuk.Heated Rivalry üzerinden, aşkın “kavuşma”dan çok hasret, özlem, inkâr ve içeride taşınan ağırlık olduğundan bahsettik. Ardından aşk acısını 5 türe ayırdık ve her tür için “Neyi unutamıyoruz? Bu acı nerede büyütür, nerede küçültür?” sorularını cevapladık. Referanslar / Geçen İsimlerHeated Ri
Ben olsam üzüldüğümde ağlamak yerine bir duygu sözlüğüne bakar acaba hayal kırıklığı mı yaşıyorum diye sorardım.
Bu bölümde duygusal zekayı bir hayatta kalma becerisi olarak ele aldık.Duygusal zekâ, ne hissettiğini fark etmek ve o duyguyla ne yapacağını seçebilmektir.Duygu başka şeydir, davranış başka.Öfke hissedebilirsin ama öfkeyle kırıp dökmek zorunda değilsin.İntikam hissedebilirsin ama intikam almak zorunda değilsin.Fark et → adını koy → dur → duyguyu büyütme → gerekirse yardım iste.Çünkü kontrol, duygu
ben olsam mutlu olmak için zara'dan o botu almak yerine, cebimde ödül mamasıyla gezerdim
Bu bölümde:Mutluluğun neden iyi hissetmekten ibaret olmadığını,Neden acısız, garantili bir hayatın bile bizi tatmin etmediğini,Mutluluğun hazdan değil anlamdan doğduğunu,Dış koşullara bağlı mutluluğun bizi nasıl kırılgan hale getirdiğini konuşuyoruz.Stoacılıktan Budizm’e, “Let them” yaklaşımından farkındalığa, öz-şefkatten iç dengeye uzanan üç güçlü bakış açısıyla mutluluğu içeride nasıl inşa edeb
ben olsam iç sesimin beni sabote etmesini engellemek için sadece tek bir kelimemi değiştirirdim
Bu bölümde hayatımızı en çok sabote eden şeyin ne olduğunu konuştuk: İç sesimiz.Bizi kıyaslayan, eleştiren, durduran, “yapamazsın” diyen o ses nereden geliyor? Ve en önemlisi… gerçekten bize mi ait?İç ses çoğu zaman bizim değil. Başkalarının seslerini yıllarca taşıyoruz.Ama iyi haber şu:Kelimeyi değiştirince düşünce değişiyor, düşünce değişince duygu, duygu değişince davranış, davranış değişince h
ben olsam başkaları ne der diye yaşamak yerine nasıl daha iyi hatalar yaparım diye sorardım
Bu bölümde, hepimizin zihnini kemiren o tanıdık soruları konuştuk:“Ya saçma görünürsem? Ya yanlış anlaşılırsam? Ya beni beğenmezlerse?”Bu hissin kökeninin aslında kendimizi fazla ciddiye almamız olduğunu ve kendini ciddiye almak ile özgüven arasındaki farkı konuştuk. Kendi hikayemden örneklerle, başarısızlığı nasıl küçülttüğümü, dikkati insanlara değil işe ve emeğe verdiğimde hayatımın nasıl değiş
ben olsam mutlu olmak için keyif aldığım şeyleri yapmayı bırakırdım
Bu bölümde, “bir kere geldik dünyaya” bahanesinin arkasına saklanan dopamin bağımlılığımızı masaya yatırıyoruz. Çikolatadan stalklamaya, dramadan haklı çıkma tutkusuna kadar beynimizin “çlink çlink yap” diyen tarafını konuşuyoruz. Eğer “çok şey yapıyorum ama yine de içimde bir eksik var” diyorsanız, bu bölüm tam o hissin köküne iniyor.Referanslar:– Vanilla Sky (2001, yönetmen: Cameron Crowe)– Stoa
ben olsam bir şeyleri çok istediğimde istemek alamamanın yarısı derdim
Bu bölümde hepimizin içini kemiren o büyük meseleyi konuşuyoruz:Her şeyi hemen isteme halini.Hemen başarılı olmak, hemen para kazanmak, hemen doğru ilişkiye girmek, hemen huzurlu hissetmek, hemen cevap almak…Boşluklara tahammülümüz yok.Gecikmeye sabrımız yok.Hayat “hemen” olmadığında içimiz daralıyor.Ama işin aslı şu:İstemek yaklaştırmaz.Acele etmek hızlandırmaz.Donella Meadows – Thinking in Syste
Ben olsam yalnız kalmaktan korkmak yerine hayatımı yanlış insanlarla harcamaktan korkardım
Yalnız kaldığımızda ne dağılıyoruz ne yok oluyoruz, aksine kim olduğumuzu ilk kez net duymaya başlıyoruz.Bu bölümde, yalnız kalma korkusunun bizi nasıl bitmiş ilişkilere tutundurduğunu, değişimi nasıl geciktirdiğini ve aslında yalnızlığın bir çöküş değil, ıssız bir adada bulduğumuz müthiş bir hazine olduğunu konuşuyoruz. Referanslar / İlham verilen isimler:Carl Jung (Bireyleşme – Self)Michael Mead
Ben olsam hayatımı değiştirmeye bitmeyeni bitirmekle başlardım.
Bazen çok sevdiğimiz birinin ölümünü kabulleniriz ama kısa süren bir ilişkiyi aylarca zihnimizde taşırız. Çünkü kabul etmediğimiz şey zihinde hala devam eder.Bu bölümde radikal kabullenme ve onun doğal devamı olan radikal değişimi konuşuyoruz.Kabullenmek; susmak, katlanmak ya da vazgeçmek değil.“Olan oldu” demek ve “bu böyle olmamalıydı” cümlesini kapatmaktır. Bu bölümde kendi hayatımdan yola çıka
Ben olsam “her insanın sevgiye ihtiyacı var” diyerek karşılık alamadığım ilişkileri sürdürmek yerine “ben bu ilişkileri neden yaşıyorum?” diye sorardım.
Bu bölümde “kaygılı bağlanıyorum”, “travmam var”, “beni tetikledi” gibi ifadelerin neden çoğu zaman bir açıklama değil aksine insanı kendi hapishanesine kilitleyen bir rasyonalizasyon olduğunu konuşuyoruz.Bağlanma stilinizi bir lüks çanta gibi sahiplenmek yerine, onun aslında çocuklukta oluşmuş bir yara izi olduğunu, yetişkinlikte ise fark edip dönüştürebileceğimiz bir süreç olduğunu anlatıyorum.K
ben olsam korkularımla başa çıkmak için güçlü gözükmek yerine kendime saygı duymayı öğrenirdim
Bu bölüm, korkularla terapiye gitmeden yüzleşmek isteyenler için.Bir yanda “kimse bana yaklaşmasın” diyen duvar ustaları,diğer yanda “yeter ki sevsin” deyip kendini teslim eden sınır yoksunları… İki uçta da ortak bir şey var: korku.Bu bölümde, korkunun seni nasıl yönetmeye başladığını,neden korktuğun şeyin başına geldiğini ve özgüveni geri almanın, “kendini duvarla değil, farkındalıkla korumanın”
Ben olsam başkalarından onay beklemeden önce bir tiyatroya giderdim. Spot ışığın nasıl çalıştığını bir düşünürdüm.
Çocukken annemizden bekledik, büyüyünce sevgilimizden, patronumuzdan…Oysa onay beklemek, kendi gücümüzü teslim etmek demekti.Bu bölümde, “onay bağımlılığının” görünmeyen köklerini ve özgürlüğün başladığı yeri konuşuyoruz.benolsamyani@gmail.com@benolsamyani tiktok











