
Sahibinden İhtiyaçtan
Podcast, insanın kendi iç dünyasında yaşadığı çatışmalar ve kendini aşma temalarını ele alıyor. Bir kişinin ancak kendi içinde devrikse başkaları tarafından devrilebileceği düşüncesinden yola çıkarak içsel güç ve farkındalık üzerine sohbetler sunuyor. Dinleyicileri kendi iç seslerini keşfetmeye ve hayatın zorluklarıyla başa çıkma yollarını bulmaya davet ediyor.
Bölümler

ekonomi kararlarımızı kim veriyor?
"homo economicus”, yani “ekonomik insan” evrenine dalıyoruz.instagram: sahibinden ihtiyaçtan

tuttuğumuz yas cesaretimiz kadar mı?
Yas hakkında sormamız gereken soru, “Ne zaman geçecek?” değil de "Kaybettiğim şey artık hayatımda yokken, ben onun yokluğuyla kim olacağım?”Çünkü yas, belki de kaybettiğimiz şeyle değil, kaybın bizi dönüştürdüğü kişiyle ilgili. Bu bölüm sevmenin cesaretiyle, kaybetmenin acısı arasında, insanın kendine yeniden bir hayat kurması hakkında.

insan kim olmayı seçer? | dorian gray'in portresi
Günün sonunda insanlar yüzümüzü hatırlamayacak belki ama biz, kimsenin görmediği o portreyle yaşamaya devam edeceğiz.

ya her şey mahvolursa? | zihnin neden hep en kötü senaryoyu yazıyor?
Ya gerçekten her şey mahvolursa? Bizi durduran şey, yaşanacak olan değil; zihnimizin yazdığı hikayeler olabilir mi? Bu bölümde korkuyla, cesaretle ve "en kötü ne olur?" sorusunun özgürleştiren tarafını arıyoruz.

akıl ve kalp anlaşabilir mi?
sahibinden ihtiyaçtan.

üçüncü yer teorisi
Evin dışında ama iş yerinde de olmayan bir yer...Kimse sizden bir şey beklemiyor. Bir role bürünmüyorsunuz. Sadece oturuyor, nefes alıyor ve biraz kendiniz olabiliyorsunuz.Sosyolog Ray Oldenburg buna "üçüncü yer" diyordu. Bir kafe, bir park, bir kitapçı ya da her hafta uğradığınız aynı banka... İnsanların yalnız hissetmeden, bir topluluğun parçası olabildiği alanlar.Belki de son zamanlarda hissett

ertelemenin psikolojisi | 2
Erteleme çoğu zaman bir zaman yönetimi problemi değil, bir duygu düzenleme problemi.Bu bölüm, ertelemenin görünen nedenlerinin ötesine bakıyor. Kaygıyı, belirsizliği, mükemmeliyetçiliği, modern hayatın dikkat tuzaklarını ve kendimizle kurduğumuz ilişkiyi konuşuyoruz.

ertelemenin psikolojisi | ilk bölüm
Hayatını değiştirebilecek bir şeyi neden sürekli erteliyorsun?Belki ertelenen şey; reddedilme korkusu, yetersizlik hissi ya da hayatının gerçekten değişme ihtimalidir. Bu bölümde ertelemenin tembellikle değil, duygularla ilişkisini konuşuyoruz. Timothy Pychyl'in araştırmalarından Viktor Frankl'a, Heidegger'den Adam Phillips'e uzanan bir yolculukta şu sorunun peşine düşüyoruz: "

güven üzerine bir yolculuk | kendini terk etmenin yorgunluğu
Bir insan sana yüz kere "Bana güvenebilirsin" diyebilir ama güven o cümleden doğmaz. Verdiği sözleri tutmasından doğar. Hata yaptığında sorumluluk alabilmesinden doğar. Sen zor bir dönemden geçerken yanında kalabilmesinden doğar. Çünkü güven bir niyet değil, bir deneyimdir ve her deneyim gibi eylemlerle birikir.

hayattaki beş pişmanlık | ölmeden önce yaşayabilmek
Keşke kendim olabilseydim.Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.Keşke duygularımı saklamasaydım.Keşke dostlarımdan kopmasaydım.Keşke mutlu olmama izin verseydim.Peki neden hayatın sonunda bu kadar çok insan aynı şeylere pişman oluyor? Dr. Gabor Maté'nin psikoloji, travma ve insan doğasına dair yorumlarından yola çıkarak bu bölümde, ölüm döşeğindeki insanların en büyük 5 pişmanlığını ve bu pişmanlık

senden geriye sadece sen kalsan, yanında kim kalırdı? | ilişki piyasası
Bu bölümde neden bu kadar çok insan tanıyıp bu kadar az yakın hissettiğimizi, neden sürekli iletişim halinde olup yine de yalnız kaldığımızı, sevilmekle işe yaramak arasındaki farkı ve birinin yanında neden rol yapmayı bırakabildiğimizi konuşuyoruz. İnsan ruhu kontrol edilince değil görüldüğünde sakinleşiyor.

neden hep zor olanı severiz? | sevilmekten korkmanın psikolojisi
Bu bölümde çoktan seçmeli olmayan sorulara cevap arıyoruz.neden zor olanı isteriz?neden bizi istemeyen çekici gelir?kolay sevgi neden sıkıcı gelir? kolay sevgi neden tehdit gibi hissedilir?

kendimizi neden sabote ediyoruz?
Bu bölümde cevabını aradıklarımız: İstemek neden bazen yetmiyor?Bilinçaltı, kimlik ve tekrar eden döngülerHayat neden aynı yerde sıkışıyor?Beyin, alışkanlık ve görünmez sabotajlarInstagram: sahibinden ihtiyaçtan

içinde kaç kadın var? | anneler günü özel
Hayatında bir çocuğa yer açmış,ya da kalbinde bir şefkat alanı büyütmüş, ya da sadece varlığıyla bile birine “iyi ki varsın” hissini vermiştüm kadınların Anneler Günü kutlu olsun.Sadece doğuranların değil,büyütenlerin, iyileştirenlerin ve bazen sadece sessizce var olarak bile bir başkasına yuva olabilenlerin.

hayal etmek neden yetmiyor? | manifestin nörobilimsel gerçeği
Neyi çok bekler ve umursarsan senden uzaklaşır. Hem ne demiştik; İstenileni almak değil razı olmaktır imtihan.

sabır: beklemek neden bu kadar zor?
Sabır çoğu zaman bir erdem gibi anlatılıyor ama önce bir şeye bakmamız gerekiyor. Bu bölümde beklerken zihnimizde neler olduğunu konuşuyoruz.

kusurlarımızla sevilmeyi öğrenebilir miyiz?
Her şeyi anlamaya çalışan hiçbir şey anlamaz; kendini anlayan her şeyi anlar.

kader gayrete aşıktır
Kader, özgür irade, öğrenilmiş çaresizlik ve içsel kontrol odağı.Bu bölümde “kader gayrete aşıktır” sözünü psikoloji, felsefe ve mitoloji üzerinden ele alıyoruz. Neden vazgeçiyoruz?Gerçekten kader mi, yoksa denemekten kaçtığımız yer mi?

değişmek mi istiyoruz, yoksa değişmiş gibi hissetmek mi? | atomik alışkanlıklar
Bu hafta Atomik Alışkanlıklar kitabını konuşuyoruz. — Neden aynı yerde takılı kalıyoruz?— %1 kuralı gerçekten işe yarıyor mu?— Ve en önemlisi: Gerçekten değişmek istiyor muyuz?Belki cevap sandığından biraz daha rahatsız edici. Her alışkanlık, kimliğine attığın bir oy. Bugün neye oy verdin?

dikkat ekonomisi: kaybolan odağımız nasıl geri gelir?
Her gün, fark etmeden bir bahçe ekiyorsun.Dikkatinle. Seçimlerinle.Her cümle bir filiz. Her düşünce bir tohum. Her yazı… o toprağın kendisi.Ve zamanla, neye baktıysan neye odaklandıysan hayatın da ona dönüşüyor.Bölüm sonu kendimize soracağımız o soruyu duymaya hazır mısın?

sabah kendine ne söylüyorsan hayatın oradan başlıyor
Bu bölümde, Mel Robbins’in sabah pratiğinden ilhamla, güne nasıl başladığının hayatla kurduğun ilişkiyi nasıl değiştirdiğini konuşuyoruz. Dinledikten sonra kendine ilk ne söyleyeceksin, merak ediyorum. Instagram'da takip etmeyi unutma :)Mel Robbins Podcast

hayat olduğun hâlden cevap veriyor: aura frekans gerçeği
Neden hep aynı tür ilişkiler, aynı hikâyeler? Cevap frekansında gizli olabilir.

spritüel hijyen: ruhsal sınırımızı korumak
Herkesin Yükünü Taşımak Zorunda mıyız? Ruhsal bakım arada yapılan bir ritüel değil, günlük bir hijyen meselesi. Bu bölümde bunu keşfediyoruz.

kimsenin bize mutluluk borcu yok, sadece kendimize borcumuz var
Mutlu bir ilişki, birbirini mutlu etmeye çalışmak değil.Kendi mutluluğunun sorumluluğunu almak. Partnerin terapistin değil. Anne-baban değil. Hayat koçun hiç değil. Sevgi yük taşımaz. Alan açar. Bu bölüm hepimizi özgürleştiriyor. Instagram: sahibinden ihtiyaçtan

ilişkilerde neden hep yanlış insanı seçiyoruz?
İlişkiler seni kurtarmayacak. Kimse yarım hâlini tamamlamak için gelmiyor.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:– Neden hep “yanlış” insanı seçiyoruz?– Neden potansiyele aşık oluyoruz?– Aşk gerçekten mutluluk getirir mi?– İlişkiler neden bizi iyileştirmek yerine tetikler?Belki de sorun ilişki değil. Sorun, ilişkiden beklediğimiz şey.

istediğin sevgiyi hayatına almanın 3 yolu
Gerçek sevgi nedir? Nerede yanlış öğreniyoruz? Hayatımıza sevgiyi daha derin, daha gerçek bir yerden nasıl alabiliriz? Bu bir ilişki bölümü değil ama,senin kalbinle yeniden temas etme bölümün diyebilirim.

alo, akran zorbalığı nerede başlar ve ne zaman biter?
akran zorbalığı dışlanmak, yok sayılmak, alay edilmek olarak anlatılıyor ve çocuklukta kalmıyor; şekil değiştirip yetişkinliğe taşınıyor. Bu bölümde şu sorunun peşine düşüyoruz: Bir insan, başka bir insanın yanında kendini küçük hissetmeyi nerede öğreniyor?

yalnız kalmak mı, yalnız hissetmek mi? yalnızlığı yanlış yaşıyor olabilir miyiz?
yalnızlık herkesin hayatına uğruyor ama herkes için aynı anlama gelmiyor. bazen kaçtığımız bir yer oluyor, bazen ilk kez nefes alabildiğimiz bir alan. bu bölümde yalnızlığın ne zaman iyileştirdiğini, ne zaman yaraladığını; tek başına olmakla yalnız hissetmek arasındaki farkı birlikte kurcalıyoruz.

cam tavan sendromu: yeterli olmak neden yetmiyor?
doğru olan her şeyi yapıyorsun ama yine de olmuyor mu?cam tavan bazen dışarıda değil, içimizde başlıyor. ‘yeterli olmanın’ neden yetmediğini, görünmez engelleri ve kendimize koyduğumuz sınırları konuşalım. Instagram:sahibinden ihtiyaçtan

yetersizlik hissiyle yaşamak: özgüvenin kökleri
bu bölümde özgüvenin ne olmadığını, özgüvensizliğin ve yetersizlik hissinin nereden geldiğini konuşuyoruz.yetersizlik hissiyle yaşamak, ne kadar başarsan da, ne kadar güçlü görünsen de içten içe “yetmiyorum” duygusunun peşini bırakmaması tanıdık geldi mi?

hayat amacını ve ikigai’ni bulma rehberi
Bu bölüm, “hayat amacını keşfet, her şey çözülsün” anlatısı değil.İkigai’yi mistik bir hedef değil, günlük hayatta tutunacak bir yön olarak konuşuyoruz. Biraz bilim, biraz psikoloji, biraz da “ben bunu yaşadım” hâli.– İkigai gerçekten nedir, ne değildir?– Dopamin, motivasyon ve amaç duygusu beynimizde nasıl çalışıyor?– Neden bazen çok yetenekli olup yine de boşluk hissediyoruz?– “Sevdiğin işi yap”

yeni yılda her şey değişmek zorunda değil
2026 geldi ama her şeyin bir gecede değişmeyeceğini biliyorsan, bu bölüm tam sana göre. Yeni yılın ilk gününde 2026'nın da ilk podcasti ile birlikte büyümeye devam ediyoruz.

2025 biterken kendine ne söylemek istersin?
Bu bölüm bir “yıl değerlendirmesi” değil. Daha çok, kendime sonunda söyleyebildiğim cümlelerin toplamı. 2026’ya girerken büyük hedefler değil,daha net cümleler bırakıyorum arkada. Eğer sen de bu yılı “parlayarak” değil, kendine yaklaşarak kapatıyorsan, bu bölüm senin için.

overthinking ve gitmediğimiz yollar
Hayatta bizi en çok yoran şey bazen yaptığımız seçimler değil, yapmadıklarımızdır. Gitmediğimiz yollar, seçmediğimiz hayatlar, söyleyemediklerimiz. Zihnin bir türlü susmaması: Overthinking.Bu bölümde, seçmediğimiz yolların neden zihnimizde bu kadar yer kapladığını, “ya o yolu seçseydim?” sorusunun neden bitmediğini, overthinking’in psikolojisini, alternatif benlikleri ve yaşanmayan hayatların yası

duyguların izini sürüyoruz: kendi özünden asla vazgeçme
Bu bölüm, “özünde olmak” kavramını hem psikoloji hem de spiritüel öğretiler üzerinden ele alıyoruz. Hepimizin içinde zamanı unutan, koşulsuz bir ışık taşıyan bir öz var.Ama maskeler, roller, korkular ve toplumsal kalıplar bu ışığın üzerine zamanla perde oluyor. Özünde olmanın, içteki çocukla yeniden tanışmanın, kendi sesini bulmanın ve kendine ihanet etmeden yaşamanın ne demek olduğunu birlikte ke

sevgi dilini bulmak: ilişkileri ve hayatı iyileştirmek
sevgi dilin sadece ilişkilerini değil, hayatla kurduğun bağı da belirliyor. bu bölümde, Erich Fromm'un Sevme Sanatı kitabından ilhamla sevgi dilimizin hayatla ilişkimizi nasıl şekillendirdiğini anlamak için yola çıkıyoruz. Instagram: sahibinden ihtiyaçtan

oversharing samimiyeti: söylediklerimi filtrelemezsem ne olur?
Samimiyet dediğimiz şey, aslında cesaretin en çıplak hali ama sanma ki bu kolay bir şey. Çünkü kendini göstermek, başlı başına bir gövde gösterisi gibi. Instagram: sahibinden ihtiyaçtan podcast

kendini nerede evinde hissediyorsun?
Ev hepimizin sınırsız ülkesi.Instagram: sahibinden ihtiyaçtan

korkunun bir adım sonrası kırılganlık
“Kırılganlık, sevgiyi, aidiyeti ve anlamı deneyimlemenin tek yoludur.” Yani yaşamaya hevesli olmanın yolu, kırılmaya da acıya da eyvallah diyebilmek. Yol alırken verdiğin çabayı, bazen ileri bazen geri giderken yol alabildiğini görmek kendin için emek harcadığını görebilmek hayata bir anlam kazandırıyor. Bu anlam olmadığı zaman yaşam seni dibe çekiyor.

anılar: hüzünler, sevinçler ve yeni bir sen
geleceğe bırakmak istediğimiz hatıralarımızda yer alacak gelecek anılarımız için kendimize şimdi şu an nasıl “an”lar inşa ediyoruz? kendimizle çevremizle hayatla bildiklerimizin hepsi birer anının tortusu değil mi?

motivasyon: başlamayı beklerken neyi kaçırıyoruz?
Biz artık her şeyi şimdi istiyoruz. Beklemek çağ dışı bir fikir gibigeliyor.Ama ironik olan şu ki, en çok da başlamayı bekliyoruz.

DEHB: zihnin dağınık olabilir, ama kalbin hâlâ burada
ruhun yorgunluğunu ve insanın kendi zihniyle kurduğu kırılgan ilişkiyi nasıl anlayabiliriz?

kendini tarif etmenin en lezzetli yolu
bazen insan, kim olduğunu anlamak için aynaya değil… sofraya bakmalı.

kendi ismini seçmek ister misin?
gözle gönül birlikte ve seyirle açılır. herkes kendi gözü kadar, gözünü açabildiği kadar görebiliyor dünyayı, iyiliği,fedakarlığı, insanı, huyları, kötülüğü, iddiaları, hırsı ve daha fazlasını, azını. Instagram

müzik: duygusal dayanıklılık aracı
belki de insanı insan yapan şey, birbirimizin yaralarını taşımak için icat ettiğimiz sanat formlarıdır. şarkılar, şiirler, resimler. hepsi bir tür duygusal dayanıklılık aracı. çünkü bir başkasının sanatında kendimizi bulduğumuzda, ‘yalnız değilim’ diyoruz. işte o an, en kırılgan yerimizde bile yaşamaya devam edebiliyoruz.

kendini hiç başka bir gökyüzünün altında buldun mu?
en acı gerçek şu: biz, insanlık tarihinin bütün deneyimlerine rağmen, hâlâ acemiyiz.

içimizdeki odalara bakalım: Ben Ruhu Bey Nasılım?
içimizdeki odalara kim bakıyor? belki de Ruhi Bey tam burada karşımıza çıkıyor.

kendi önünden çekilirsen ne olur?
sahibinden ihtiyaçtan.

mevsim geçişlerinde ne hissediyoruz?
sahibinden ihtiyaçtan.

şimdi tüm cümleler ve dünya senin
bir bakış sadece bir bakış değildir. bir bakış, bir dünyayı yeniden kurar. hangi dünyada yaşamak istediğimize karar verme zamanı geldi. bu senin de sorumluluğun "bro"

bu bölüm sevebilen kalplere sesleniyorum
ne dersin?

dışarıdan iyisin, içinde nasılsın?
ve Geçtan devam ediyor:“Fark edemiyorsak, zaten bizim için içinden çıkılması gereken bir durum da yok.” Yani bazen kendi acımızın bile farkında değiliz. Kendimize bir hikâye yazmışız, içinde yaşayıp gidiyoruz. Dışarıdan bakıldığında 'iyi' gözüküyoruz, ama içeride bir yankı var. Boş bir odada kendi ayak seslerini duymak gibi.

karanlıkta yürürken ışık sensin
Hiçbir terapist, hiçbir ilişki, hiçbir kariyer… Sen kendine dönüp bakmadıkça, hiçbir şey seni tam anlamıyla iyileştirmeyecek. Çünkü o anahtar senin içinde ve açılması gereken kapı da senin kalbinde.

kötü zamanlardan çıkış rehberi
kötü zamanlardan nasıl çıkarız? zaman en çok gerçekle temas etmeye cesaret eden insanların nefesine ihtiyaç duyuyor.

normal sandıklarımız gerçeğimiz olmak zorunda değil
insan, en çok ne zaman terk eder kendini biliyor musun? sevilmek için susması gerektiğini sandığında. anlaşılmak için kendini küçülttüğünde.

bugünlerin geçtiğini görmek için yaşamalısın
Hayatta hiçbir duygu kalıcı değil. Zamanla bizi büyüten belki de yaşadığımız her şeyin geçiciliğini kabullenerek tüm duyguları sahiplenmek. Umut dolu olmanın heyecanıyla, cebindeki iyi niyetlerini birer tohum olarak toprağa bırak. Onlarla yeşert kendini. "Unut ve affet ekşi üzümden iyi şarap olmaz." Ulaşman gereken bir sen yok, her zaman yolda olmak mesele.

ben kimim eğer sen yoksan?
değersizlik ve onun gölgesinde çıkan kıskançlık. ikisi de sessiz ama bir odada bulunduklarında her şeyi değiştirir.

ya hayalim bana bile yetmezse?
bir düş gerçeğe değdiğinde içimizde nereye temas ediyor?

beş yıl öncesine gidiyoruz: bir minicik kız çocuğu
beş yıl önce kendime sorduğum soruları tekrar dinlemek hepimize iyi gelsin. "bugünkü seni kaç yıl önce yaptığın bir tercih yarattı? aldığın hangi karar, kurduğun kaç hayal durduramadığın kalp atışlarına sebep oldu? Ecem bu bölümde, 20 sene önceki o minik kız çocuğunu yanına alıyor. seni de kendi çocukluğunun gözlerinin içine bakmaya davet ediyor." yazmışım, sahibinden ihtiyçatan işte.

duygular ne zaman sessiz bir fırtınaya dönüşür?
tüm hisler hayata açılmayı hak ediyor.

göç zamanı: kendini terk etmek
hayatın seni bir türlü götürmediği o liman, belki de batmaktan kurtulacağın kıyıydı.

beklentilerin kadar kırılgansın
halbuki görüldükçe sakinleşen kırılgan beklentiler de var. biri sorsa, sadece “seni anlıyorum” dese… bir yük hafifliyor. bugün kendine yüklenmeden, sadece varma çabalarına bak.

görünmez tanık: kaygı
hayat dediğin şey, risklerle dolu. Her nefesin bir bilinmezliği var ve bazen güzel şeyler de bilinmezlikten geliyor. kaygı hayatın öznesi değil tanığı olmalı. karar verirken ve yaşarken sadece bir gözleyen. ona rağmen ve onunla birlikte kaygınıza göğüs germeyi denediniz mi hiç?

aynı döngülerin içinde neden kalırız?
onardıklarınla mı yaşıyorsun, eksik kalanların ağırlığına mı alışıyorsun?

içindeki boşluk hissi neden geçmiyor?
boşluk hissi kendi gerçeğimizi unuttuğumuzda geliyor.

deniz fenerim ne?
Bir fener arıyoruz ama ya fener içerideyse? Ya “yol” dediğimiz şey, başkalarının yürüdüğü çizgilerden değil de, kendi kalbimizin çatallı patikalarından geçiyorsa?

hayatı ve kendini yeniden inşa edebilirsin
Yeniden beş yıl öncesine gidiyoruz. Ne tuhaf his yıllar önceki kendini dinleyebilmek. Bu bölüm bir yüreklendirme. Zor zamanlar olacak ama sen kalbini koruyarak çıkacaksın içinden. Üstün başın kırıklar içinde kalacak, hepsinden bir bütün oluşturacaksın, yeniden. “İnsanın içi bitmeyen bir inşaat hali.” Ecem bu bölümde yeni kararların, yıkımların o sonu gelmeyen inşaattaki mesaisini anlatıyor.

kendinle karşılaşmak
Bundan tam beş yıl önce yayınladığım ilk podcast bölümümü yükleyerek başlıyorum. "Podcastinin ilk bölümünde Ecem, bu yolculuğa çıkmaya nasıl karar verdiğini anlatıyor. İnsanın kendisiyle yeniden karşılaşmasına ve iyi hissetmekten bahsederken, gelecek bölümler için de cesaret topluyor." yazmışım açıklamaya, yayınlanma tarihi 8 Nisan 2020.











