
Anlat Eren
Anlat Eren, Eren'in hayal ile gerçek arasındaki kapının bekçisi olduğu bir hikaye anlatma podcastidir. Her bölümde dinleyicileri kısa süreliğine masal alemine götürür, gerçeküstü karakterlerle tanıştırır. Program, günlük düşüncelerden uzaklaşma ve farklı bir dünyaya dalma imkanı sunar. Dinleyiciler bir masal seçip gözlerini kapatmaya davet edilir.
Bölümler

Bereket Kutusu Bölüm 1
Merhaba! Bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. İyi dinlemeler!

Krallar Mağarası
Sadık, annesi ve babasıyla köyde yaşıyormuş. Ta ki delikanlılık çağına gelene kadar. O yaşına kadar köyden hiç ayrılmamış şehri çok merak ediyormuş, görmek istiyormuş. Delikanlılık çağına geldiğinde anne ve babasından izin alıp şehre gitmek üzere yola çıkmış. Az gidip çok gitmiş. Hava kararmak üzereymiş geceyi geçirmek için yer bakıştırırken. Etrafına dikkatlice bakmış.Ileride çılığız bir ışık gör

Yıldız Karpuzu
Değerli dinleyenler, bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. İyi dinlemeler!Çiftçi Reşat, güneyin sıcak ovalarının verimli tarlalarında karpuz yetiştirir, geçimi böyle sağlarmış. Reşat çok çalışkanmış. Günün ilk ışıklarından son ışıklarına kadar çalışır, tarlasında vakit geçirmekten çok keyif alırmış. Reşat karpuzlarını o kadar severmiş ki onlarla hem konuşur hem dertleşirmiş. Tüm özverisine rağmen

Beyaz Tavuk
Sevgili dinleyenler, bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. İyi dinlemeler...Çerçi Hasan, kasabada yaşarmış. Kınalı ve Benekli diye iki atının çektiği arabasıyla köy köy dolaşır, kasabadan aldığı ürünleri satarmış. Yalnız bir köy varmış ki, oraya gitmek onu çok hüzünlendirmiş. O köyde 7 yaşında Zehra adında gözleri görmeyen bir kız yaşarmış. Zehra bu hali yüzünden evden pek çıkmazmış ama Çerçi Hasa

Büyük Sır
Verimli toprakların olduğu köyde yaşayanlar bir yandan tarlaları ekiyor, bir yandan da hayvan yetiştiriyorlarmış. Çoban Mekin'in anne-babası vefat etmiş ve kimsesi yokmuş. Bir huyu varmış ki çok meraklıymış...Günlerden bir gün Mekin koyunları otlatırken bir kurt sesiyle irkilmiş. Sürüyü toparlayıp kurtun yerini tespit etmiş ve onu korkutup kaçırmayı başarmış. Fakat köye geri dönmek yerine kurt

Kardelen Sopası
Vaktiyle yeşili, çiçeği, suları bol bir köy ve o köyde yaşayan Keloğlan ve anacığı varmış. Kış gelmek üzereymiş. Halk, kışlık yakacaklarını ve yiyeceklerini kilerlerine depolayıp kışı beklemeye başlamışlar...Ve nihayet kış gelmiş. Ama ne kış! Eskilerin kara kış dediklerinden. Kar bile siyah yağıyormış. Halkın yakacakları bitmiş, yiyecekleri tükenmiş...Yorganın altında ısınmaya çalışan Keloğlan, gü

Kanatlı Kır At Bölüm II
Şehzade birinci sınavı başarıyla geçmiş. Sırada ikinci sınav varmış. Bu sefer, bir ağaç tepesinden beş saksağan yumurtasını alıp gelmesi istenmiş. Ağaç bir ladin ağacıymış. Öyle yüksekmiş ki, ağacın tepesi bulutların arasında kayboluyormuş. Gövdesi ise pek kayganmış...

Kanatlı Kır At Bölüm I
Evvel zamanın birinde, avlanmayı seven yiğit bir şehzade yaşarmış. Yine bir gün ormanda avlanırken kulakları tırmalayan tiz bir ses duymuş. Sesin nereden geldiğini araştırırken gözü bir ağaç dalındaki kuzguna ilişmiş. Bir yılanın, kuzgunu öldürmek üzere olduğunu fark etmiş. Hemen sapanına davranıp yılanı başından vurmuş ve kuzgunu kurtarmış. Bir anda kara bir duman kuzgunun etrafını sarmış ve şehz

Yaşamın İçinden
Belki biraz geç oldu ama Öğretmenler Günü için kaydettiğim bu kısa öyküyü paylaşmak istedim. İyi dinlemeler...

Keloğlan ve Güneş Tozu Çorbası
Bir zamanlar, ülkede zalim, hiç gülmeyen, çatık kaşlı ve aç gözlü bir padişah varmış. Gözü doymaz padişah, şimdi de Zümrüt ülkesini istiyormuş. Ordular hazırlanıp yola çıkmış. Peşinden de eski giysileri ve kel kafasıyla giden Keloğlan varmış. Ama o savaşmaya değil, Lokman Dede'ye çıraklık yapmaya gidiyormuş...

Halıdaki Şifre
Bir zamanlar, halkın mutlu yaşadığı şehrin, adaletli ve merhametli bir sultanı ve de kadısı varmış. Kadı Adil, kızı Keriman ile birlikte yaşarmış. Keriman okumayı çok severmiş. Babasının ülkenin dört bir yanından getirttiği tüm kitapları okurmuş. Tek isteği ise başka diyarları gezip görmekmiş.Günlerden bir gün, Sultan'a Nur Krallığı'ndan değerli hediyeler gelmiş. Bunun altında kalmak istem

Bilge Rüzgar
Bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. İyi dinlemeler 🔈😊 Bir varmış, bir yokmuş... Çok yüksek dağların doruklarında yaşayan tek bir canlı varmış: Zıplayan örümcek. O kadar zor koşullar mevcutmuş ki oralarda, dağların doruklarına besinleri bile rüzgar taşırmış. Bir pirinç tanesi kadar küçük olan zıplayan örümcekler barış ve ahenk içerisinde yaşarlarmış. Tek bir tanesi hariç: Anne örümcek...

Tulumbanın Mucizesi
Eski zamanlarda, yüksek dağın yamacındaki kulübede yoksul bir karı ve koca yaşarlarmış. Kadın her gün eve su getirmek için evin yakınındaki dereye gidermiş. Yine birgün çakıllı, taşlı yolda dereye gitmek için yürürken irice bir taşın yanında ters dönmüş, debelenen kara bir böcek görmüş. Onu hafifçe eliyle iteleyip doğrultmuş ve böcek hızlıca taşların arasında kaybolmuş. Ertesi gün yine taşlı yolda

Dev Baba
Bir zamanlar, masalsı bir şehirde bir padişah ve üç kızı yaşarlarmış. Padişah, kızlarına o kadar bağlıymış ki kızlarının evlenmesine asla izin vermiyormuş. Günlerden bir gün kızların lalası padişaha sonunda kızların evlenme isteklerini iletmiş. Ama nasıl? Lala, bir tepsiye biri büyük, biri orta, biri de küçük üç karpuz koyup padişahın huzuruna çıkmış...

Papatyalar
Sevgili dinleyenler! Bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. Sevginiz, sevgililer gününüz kutlu olsun! İyi dinlemeler 😊

Narkız
Evvel zamanda, tepelik bir yerde, etrafında kimsenin yaşamadığı küçücük bir kulübede yoksul bir karı koca yaşarmış. Yoksullarmış ama öyle para pul istekleri yokmuş. Tek istedikleri bir çocuklarının olmasıymış.Adam gündüzleri kulübesinden çıkar, toprakta bulduğunu, ağaçta gördüğünü toplar ve akşam karısıyla yerlermiş. Bir gün yine yiyecek toplamaya çıkmış. Aramış, taramış ama hiçbir şey bulamamış.

Sihirli Sarık, Sihirli Kamçı, Sihirli Halı
Eski zamanlarda bir ülkede iki kardeş yaşarmış. Ana-babaları ölen kardeşler kalan mirası paylaşmışlar. Küçük olan kendi payına düşeni çabucak bitirip abisinden sürekli borç ister olmuş. Bu duruma dayanamayan abi çareyi başka bir ülkeye taşınmakta bulmuş. Küçük olan durur mu, O da peşinden... Abisini aramak için çıktığı yolculukta az gitmiş, uz gitmiş. Dere tepe düz, altı ay gitmiş. Bir gün karşısı

Noel ve Yılbaşı
Noel ve Yılbaşı aynı anlama mı geliyor? Evet, hayır?.. Bu bilgiyi Pelin Batu'nun bir yayınından öğrendim. Biraz geç de olsa yükledim. İyi dinlemeler!

Nardugan Günü
Pelin Batu'dan dinlediğim, fakat yoğunluktan zamanında yükleyemediğim, 21 Aralık'ta kutlanan "Nardugan" günü hakkında kısa bir bilgi. İyi dinlemeler!

Kırk Perinin Padişahı
Zamanın birinde, ülke padişahının kömür gözlü, gece karanlığı gibi uzun saçları, dolunay kadar güzel yüzlü ve sülün gibi uzun boylu güzeller güzeli bir kızı varmış. Padişah kızının üzerine titrer onu çok ama çok severmiş. Prenses güzel olduğu kadar becerekiliymiş de. Elinden dikiş, nakış gibi ince bir çok iş de gelirmiş. Bir gün bahçede dikiş dikerken parmağındanki dikiş yüzüğünü dikiş tablasına b

Kurtun Kirpikleri
Bir zamanlar, çok uzaklarda bir ülkede Akiko ve ailesi mutlu mesut yaşarlarmış. Gelin görün ki, Akiko’nun annesinin vefat etmesiyle yaşamlarına bir gölge düşmüş. Zaman içinde Akiko’nun annesine olan özlemi ve dolayısıyla kederi artmış. Bir süre sonra Akiko’nun babası başka bir kadınla evlenmiş. Bu kadın, Akiko’nun güzelliğini kıskanırmış. Ona en zorlu ev işlerini yaptırır ve bir şekilde onun hep c

Taklitçi Karga
Bir varmış, bir yokmuş… Uzaklarda yemyeşil ağaçlarla kaplı bir ormanda bir karga yaşarmış. Siyah tüyleri, siyah gagası, siyah gözleri varmış. Gelin görün ki, ne görünüşünü ne de karga sesini hiç beğenmezmiş. Bir gün ağzındaki peyniri kurnaz tilkiye kaptıran karga zekasını da beğenmez olmuş. Günlerden bir gün, ormanda uçarken bir tavus kuşuna rastlamış ve onun güzel tüylerinden, ihtişamından çok et

Davul
Eski zamanlarda bir köyde, Viktor adında bir delikanlı yaşarmış. Bir gün yolda giderken güzeller güzeli bir kızla karşılaşmış Viktor. Adi Hanna imiş. Sürpriz bir şekilde evlenmeye karar vermişler. Mutlu mesut yaşıyorlarmış. Ta ki ülkenin hükümdarı Hanna’yı görüp O’na aşık olana kadar…

Altın Külçelerinden Yapılan Kale
Evvel zamanda yaşlı adam ve oğlu yaşarlarmış. Bir gün yaşlı adam hastalanmış. Vasiyet olarak ise oğluna vefatından sonra bir akıl hocası bulmasını ve ondan üç öğüt almasını tembihlemiş ve kısa bir zaman sonra yaşlı adam hayata gözlerini yummuş. Babasından kalan 300 parayı da yanına alan oğlan, babasının vasiyet ettiği üç öğüdü almak için yollara düşmüş...

Cesaret Sandığı
Bir dağın eteklerinde yaşayan anne tilki ve üç yavrusu varmış. Üç yavru tilki de biraz korkaklarmış. Mağaralarından dışarı her çıktıklarında, yavrular başlarını yukarı kaldırıp dağın zirvesini görmeye çalışırlar ama bir türlü başarılı olamazlarmış. Annelerine sorduklarında ise anne tilki onlara dağın zirvesinde bilge bir kurt olduğunu ve onun bir cesaret sandığı taşıdığı hikayesini anlatmış. Günle

Kadınlar Adası
Bir zamanlar, ülkenin birinde çok varlıklı, zengin ve asilzade bir adam yaşarmış. Adamın bir de bir oğlu varmış. Adı Osman’mış. Osman delikanlılık çağına geldiğinde babası hayata gözlerini yummuş. İyi kalpli ama tecrübesiz Osman, kötü arkadaşlarının sözlerine uyup tüm servetini saçmış savurmuş ve beş parasız kalmış. Ne iş bulsa yapmaya başlamış. Irgatlık, inşaat işçiliği ve daha birçokları… Günler

Kibirli Padişah
Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit atarken hamam içinde.. Ülkenin birisinde Mesut adında bir zanaatkar yaşarmış. Çelik çömlek satarak geçimini sağlarmış. Yağmur bir günde, Mesut, dükkanına giren bir sarraftan borç almak zorunda kalmış. Karşılığında ise sarrafa babasından kalan elma işlemeli gümüş bir tabağı rehin vermiş ve sarraf dükkandan ayrılmış. Ola

Buz Kral
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Cinler cirit oynarken eski hamam içinde... Yaşlı adamın karısı vefat etmiş. Adam kızıyla bir başına kalmış. Sonrasında yaşlı adam tek bir kızı olan dul bir kadınla evlenmiş. Fakat bu kadın kötü niyetli bir kadınmış. Yaşlı adamın kızına pek iyi davranmazmış. Aylar aylar geçmiş... Günlerden bir gün kadın yine kocasına kızını bu evden uzaklaştırmasını söylem

Kara Boğa
Vaktiyle bir çamaşırcı kadınla üç kızı yaşarlarmış. Kadın çamaşır yıkayarak ailesini geçindirirmiş. Günlerden bir gün, ailenin büyük kızı kısmetini bulmak için evden ayrılmış. Az gitmiş, uz gitmiş. Dere tepe dün gitmiş... Bir falcının evine varmış...

Terzi, II. Bölüm
… Bizim terzi, kervanla birlikte yola çıkmış eskiden yaşadığı şehre gitmek üzere. 40 gün, 40 gece yolculuk etmişler. Bu sürede kervancıyla arkadaş olmuşlar. Terzi, başından geçenleri kervancıya anlatmış. Kervancı terzinin haline üzülmüş. 40 gün sonra, güneş batarken terzinin eskiden yaşadığı şehre çok yaklaşmışlar. Kervancı bu gece konaklayacaklarını ve sabahleyin yolculuğa devam edeceklerini söyl

Terzi, I. Bölüm
Zamanlardan birinde bir terzi varmış. Çok güzel şapkalar dikermiş. Öyle özenirmiş ki, haftada ancak birkaç şapka dikebilirmiş. Diktiği şapkaları satmak için haftada bir kez kurulan pazara gider ve orada halkın büyük ilgisiyle karşılaşırmış. Terzi şapkaları satmak için yüksek bir yere çıkarmış. Satışa başladıktan bir süre sonra gözü kalabalıkta bir yere takılır ve oraya doğru koşmaya başlarmış. Bu

Kuyudaki Fener
Savaş bitmiş, asker yaralı kurtulmuş. Kral, askerin ona artık hizmet edemeyeceğini söyleyip onu ordudan uzaklaştırmış. Asker bu duruma çok üzülmüş. Gidecek bir yeri ya da birisi yokmuş ve asker ant içmiş ki bir gün kraldan intikamını alacakmış.Asker düşmüş yollara… Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş… Artık çok yorgun ve aç olduğu bir zamanda, uzakta bir klübe görmüş. Yürüyüp kulübeye varmı

Büyülü Gelin
Zamanın birinde bir oğlu bir de kızı olan bir adam varmış. Adam ölmeden oğluna kendisi evlenmeden ablasını evlendirmemesini tembihlemiş ki abla-kardeş birlikte yaşasınlar, birbirlerine destek olsunlar istemiş. Gelin görün ki, oğlan babasının vasiyetine uymamış ve ablasını bir adamla evlendirmiş. Kısa bir süre sonra oğlan çok güzel bir kızla tanışmış…

Bir Parça Bulut
Sevgili dinleyicilerim,Bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. İyi dinlemeler…Evvel zaman içinde çok eski zamanların birinde, Yeter iki oğlu ile birlikte mutlu mesut yaşarmış.Kış bitip karlar yavaş yavaş erimeye başlamış. Günlerden bir gün, karlar kalkıp her yeri rengarenk otlar ve çiçekler sardığında, Yeter yükseklere ot toplamaya çıkmış. Ot toplarken incecik bir ses duymuş. Sesin geldiği yöne doğr

Uzun Bacak
Jale, güneşli bir güne uyanmış. Havada tek bir bulut bile yokmuş. Kardeşi Nevin ile yürüyüşe çıkmışlar. Nehrin kenarındaki parka gitmişler. Hava ilk baharın gelişiyle mis gibi çiçek koyuyor, kuşlar cıvıldıyormuş…Nevin ile Jale yürürlerken turunç ağacının üzerinde bir de ne görsünler! Bembeyaz bir leylek…

Kartal
Tolstoy’un “Çekirdek” adlı kitabından… Kartal denizden uzakta, büyük bir caddede yuva yapmış. Bir gün, kartal pençelerinde bir balıkla yuvasına dönmüş. Onun pençelerindeki balığı gören çevredeki insanlar ağacın etrafında toplanıp kartala taş aymaya başlamışlar…

Çocuk ve Dolu
Tolstoy’un “Çekirdek” adlı kitabından… Çocuk, ormana mantar toplamaya gitmiş. Mantar toplamayı bitirmiş. Tam eve dönecekken gökyüzünü kara bulutlar kaplamış. Şimşekler çakmaya başlamış. Tam bu sırada başının üstünde bir çatırtı duymuş…

İki Arkadaş
Tolstoy’un “Çekirdek” adlı kitabından… İki arkadaş ormanda dolaşırlarken birden bir ayı çıkmış karşılarına. Birisi bir ağaca tırmanıp orada saklanmayı başarmış, ama diğeri ayıdan kaçamamış…

Kurt ile Keçi
Tolstoy’un “Çekirdek” adlı kitabından kısa hikayeler.

Palavra Yarışması
Bir gün, Keloğlan’ın babası hastalanıp onu çağırmış. O öldükten sonra köse birisiyle ticaret yapmamasını, hatta değirmenin de un bile öğütmemesini öğüt vermiş. Babası ölen Keloğlan anacığıyla yaşamaya devam etmiş. Günlerden bir gün annesi eşeğe birkaç çuval buğday yükleyip Keloğlan’dan bunları öğütmesini rica etmiş. Keloğlan eşeğe atlamış ve değirmenin yolunu tutmuş…

Gümüş Ayna
Yemyeşil bir köyde Ayşe teyze tek başına yaşarmış. Yetiştirdiği sebzeleri satarak geçimini sağlarmış. Günlerden bir gün yine bahçeye giderken yolda iki beyaz güvercinin yiyecek aradığını görmüş. Bir de bakmış ki çalıların arasına gizlenmiş bir kedi güvercinleri avlayacakmış. Ayşe teyze durumu fark edip sesler çıkararak güvercinleri uyarmış ve kaçırmış. Avından olan kedi, yüksek sesle miyavlayarak

İhtiyar Adamın Elma Ağacı
Tolstoy’un Çekirdek adlı kitabından… Bir gün yaşlı adam elma fidanı dikiyormuş. Köylüler yaşlı adama ve genç fidana bakıp bu adamın bu elmaları yemeye ömrünün yetmeyeceğini düşünmüşler ve adamla konuşmaya başlamışlar…

Demir Gagalı Kuş
Zamanın birinde üç kızı olan bir adam yaşarmış. Bir gün adam pazara gitmek üzere evden çıkmış. Adam pazardayken küçük kız bir rüya görmüş. Rüyasında yüksek duvarlı bir bahçede bir çiçekle oynuyormuş. Çiçek muhteşem bir güzellikteymiş. Ne olduysa, çiçek birden kaybolmuş. Ne yaptıysa kız çiçeği bulamamış…

Sihirli Tüy - Bölüm II
Ağanın aklı fikri Narin Hatunda’ymış. Derviş kılığına girip her yerde onu aramaya başlamış. Sonunda şehre gelmiş. Sormuş soruşturmuş ve sonunda şehzadenin güzeller güzeli bir kızla evli olduğu bilgisine ulaşmış. Bu olsa olsa Narin Hatun’dur diye düşünmüş ve bir şekilde Padişah’ın huzuruna çıkmış…

Sihirli Tüy - Bölüm I
Evvel zamanda bir delikanlı yaşarmış. Evlenme çağına gelen delikanlı kendisine göre bir eş bulup evlenmiş. Bir kız bebekleri olmuş ve ona Narin Hatun adını vermişler. Ancak delikanlı zamanının çoğunu şehirde çalışarak geçiriyor ve evinden uzakta kalıyormuş. Gel zaman, git zaman, aradan tam 19 yıl geçmiş ve Narin Hatun büyüyüp güzeller güzeli bir kız olmuş...

Sandığın Sırrı
Eski zamanlarda iki oğlu olan bir Han yaşarmış. Bir süre sonra Han'ın karısı ölmüş. Aradan bir zaman geçmiş ki Han başka birisiyle evlenmiş. Ne var ki, yeni Hanım Han'ın küçük oğlu Metin'i hiç sevmezmiş. Ondan kurtulmak için bir plan yapmış. Bir gün Han'ın büyük oğlu Mete avdayken Hanım Han'a gidip küçük oğlan Metin'in kendisini dövdüğünü söylemiş. Han bunun üzerine en güve

Bülbül
Eski zamanlarda, bir Han ile üç oğlu yaşarmış. Günlerden bir gün Han rüyasında bir bülbül görmüş. Bülbül öyle güzel ötüyormuş ki, Han bülbüle aşık olmuş. Bu aşk Han'ı hasta yataklarına düşürmüş. Hekimler ne yaptıysa onu iyileştirememişler.
Hasta yatağındaki Han, oğullarını çağırıp onlardan bülbülü bulup kendisine getirmelerini istemiş. Bunun üzerine evlatlar atlarını binip bir maceraya yelken

Saf Asaf ile Cin Emin
Bir varmış, bir yokmuş... Eski zamanlardan bir zamanda, bir köyde Asaf adında bir köylü yaşarmış. Kimi kimsesi olmayan Asaf o kadar safmış ki, köylüler ona Saf Asaf derlermiş. Bir de Asaf'ın tam tersi karakterde Emin diye bir köylü varmış. Köylüler ona da Cin Emin derlermiş.
Günlerden bir gün Saf Asaf tarladaki taşları temizlerken Cin Emin onu görmüş. Bakmış ki Asaf taşları tek tek taşıyor.

Rüyadaki Altınlar
Evvel zamanın birinde bir kadı yaşarmış. Kadı Ömer'in Murat adında soylu ve varlıklı bir arkadaşı varmış. Hayat bu ya, Murat'ın tüm mal varlığını kaybettiği ve yoksul düştüğü haberi gelmiş. Aradan aylar, yıllar geçmiş. Bir gün Kadı Ömer yolda Murat'a rastlamış. Murat O'nu evine davet etmiş ve başından geçenleri anlatmış. Babasının ölümünden sonra her şeyini kaybettiğini ve çok yoks

Akıl Kitabı
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, köyün birinde Garip adında bir kız yaşarmış. İyi mi iyi, sevgi dolu Garip kız, köyün ağasının konağında çalışırmış. Hayvanlara bakar, konağın işleriyle ilgilenirmiş. Boş zamanlarında ise, serçeleri besler, gözler ve onların dillerini öğrenmeye çalışırmış. Zaman içinde de serçelerin dilini çözmeye başlamış.
Bir gün, Ağa'nın kızının altın yüzüğü kaybolmuş. Ağ

Alpanşa ve Kıltap Padişah'ın Savaşı
Eski zamanlarda Alpanşa adında bir çoban yaşarmış. Halk arasında Alpanşa'nın gücü, kuvveti dilden dile dolaşırmış. Bir gün ülkede güç üzerine bir müsabaka düzenleneceği ve kazananın Şah'ın kızı Sandugaç ile evleneceği haberleri yayılmış. Yarışmaya katılan Alpanşa yarışmayı kazanıp Sandugaç ile evlenmiş. Mutlu mesut bir hayat sürerlerken Sandugaç'ın evlilik haberini alan Kıltap Şah bu duruma çok si

Duyguların Kokusu
Birlikte eskimeliyiz eksilmeden.
Eksilmeden yaşayacağımız yıllar olsun...
Nazım Hikmet'ten.
Hepinize mutlu bir 2025 diliyorum ve sizleri çok seviyorum 😊❤️

Maral ile Murat
Eski zamanlarda bir adam yaşarmış. Adamın Maral adında bir kızı ve Murat adında bir oğlu varmış. Bir gün Maral ile Murat'ın anneleri vefat etmiş ve babaları onlara bir üvey anne getirmiş. Gelin görün ki, üvey anne çocukları sevmez, onlara eziyet edermiş. Kadın ne yapmış etmiş ve adamı çocukları götürüp ormana bırakmaya ikna etmiş. O sırada Maral üvey anne ve babasının konuşmalarını duymuş. Duydukl

Karaca Batır
Zamanın birinde zengin bir adam ve üç oğlu yaşarlarmış. Her oğlanın güzeller güzeli bir kısrağı varmış. Bir gün adam büyük oğlunu çağırmış. Oğluna kısrağının doğuracağını ve ona yardımcı olmasını söylemiş. Büyük oğlan kısrağın yanında bir süre bekledikten sonra doğum gerçeklemiş. Tatlı mı tatlı bir tay dünyaya gelmiş. Fakat bir anda bir fırtına, bir hortum çıkmış ve tayı içine alıp gitmiş...

Bilgin ile Zengin
Zaman zaman içinde, kalbur zaman içinde, bir ülkede bilgin ile zengin iki adam yaşarmış. Bilgin, akıllı, bilgili, merhametli ve alçak gönüllü biriymiş. Zengin ise varlıklı, fakat çok kibirli, tembel ve cahil birisiymiş. Bir gün, Bilgin ile Zengin'in yaşadığı ülkeyle başka bir ülke arasında savaş çıkmış ve olanlar olmuş...

Balıkçı Ahmet, Bölüm III
Balıkçı Ahmet, büyük uğraşlar sonucunda Peri Padişah'ının kızını da Sultan'ın huzuruna getirmiş. Sultan, Peri Padişah'ının kızını sarayın en güzel odasına yerleştirmiş ve Balıkçı Ahmet'i Leyli Kısrak'ına bakması için yollamış. Leyli Kısrak'ı ile tekrar buluşan Balıkçı Ahmet O'na maceralarından bahsettikten sonra Leyli Kısrak'ına yokluğunda neler yaptığını sormuş. Sultan'ın bütün seyislerini öldüre

Balıkçı Ahmet, Bölüm II
Balıkçı Ahmet Leyli kısrağını Padişah'a başarıyla getirir, fakat Padişah bu beklenmedik başarı karşısında mutlu olmaz. Veziriyle yeni bir plan yapmak için toplanır. Vezir, Padişah'a bu sefer Ahmet'ten Peri Padişah'ının kızını getirmesini istemesini akıl verir. Balıkçı Ahmet, bu zor görevi başaramayacaktır. Böylece Padişah, Ahmet'i idam edecek ve O'nun eşi Serap ile evlenebilecektir. Padişah bu fik

Balıkçı Ahmet, Bölüm I
Eski zamanların birinde, bir köyde, küçük Ahmet ve annesi yaşarmış. Çok yoksullarmış. Öyle ki, konu komşunun yardımlarıyla karınlarını doyururlarmış. Yıllar geçmiş, Ahmet büyümüş. Güç bela bir ağ alıp köyün yakınındaki gölde balık tutmaya başlamış. O günden sonra herkes O'nu Balıkçı Ahmet diye çağırmaya başlamış. Günlerden bir gün Ahmet yine gölde avlanırken ağına bir kurbağa takılmış. Ahmet kurba

Paslı Kılıç
Zaman zaman içinde, eski zamanların birinde, akıllı bir padişah ve üç oğlu varmış. Günlerden bir gün, yaşlı padişah hastalanmış. Üç oğlunu da çağırtmış ve vasiyetini onlarla paylaşmış. Sarayın kırkıncı odasındaki bir sandıkta paslı bir kılıç olduğunu söylemiş. Bu kılıcı, bir yolculuğa çıkmadan önce kuşanmalarını söylemiş. Böylece onlara kimse dokunamayacakmış. Kısa bir zaman sonra yaşlı padişah ha

Tembel Kahin
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok zengin bir adam yaşarmış. Adamın tembel mi tembel bir oğlu varmış. Yer, içer, yatarmış. Baba oğlunu güzel bir kızla evlendirmiş ve güzel bir hayat yaşamaya devam etmişler. Ta ki, baba ölene kadar. Oğlan ve eşi babadan kalan serveti yaklaşık bir yılda tüketmişler ve yoksulluk çekmeye başlamışlar. Bir gün artık kadın oğlanın tembelliğine daha fazla dayana

Μerhametli Yılan
Bir varmış, bir yokmuş... Ülkenin birinde kalabalık bir aile yaşarmış. Aile o kadar fakirmiş ki bir dilim ekmeği bulamadıkları zamanlar olurmuş. Ailenin babası, ailesinin karnını doyurmak için türlü yollar deniyor, ama bir türlü başarılı olamıyormuş. Artık bir gün canına tak etmiş ve ailesine bir faydası olmadığını düşünüp ülkeden ayrılmış. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş... Bir dereye

Kısmetten Öte Yok
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarlardan birinde bir delikanlı yaşarmış. Bir gün delikanlı dervişe gitmiş. Küçük yaşta ana babasını kaybettiğini ve bu yaşına kadar ne kadar para kazandığını anlatmış. Sonra da bu kadar parayı nasıl harcaması gerektiğiyle ilgili tavsiyeler istemiş. Derviş, delikanlıyı uzun uzun incelemiş ve konuşmuş: Delikanlı, bu para senin kısmetin değil. Senin kı

Gerçek Zenginlik
Çok eskilerde bir padişah ile kızı varmış. Padişah'ın kızı çok iyi at biner, çok iyi koşarmış. Prenses bir gün evlenmeye karar vermiş. Lakin bir şartı varmış. Evleneceği kişi çok zengin olacak ama tüm serveti bir mendilin içine de sığacakmış. Bunu haber alan şehzadeler ve prenseler saraya gelmişler ve mendillerini Prenses'in önünde açmışlar. Mendillerin içinden neler mi çıkmış. Tapular, al

Ejderha ile Sultan
Bilinmeyen bir zamanda bir padişah varmış. Bir gün Padişah başını kaşırken başında bir böcek bulmuş. Bulduğu böceğin ne olduğunu çevresindeki kimse bilememiş. Padişah, adamlarına bu böceği hayvan kanıyla beslemelerini söylemiş. Günler, haftalar geçmiş aradan. Böcek bir kedi kadar büyümüş. Padişah vezirine emir vermiş. Böceği öldürün, derisini yüzün ve sarayın kapısına asın. Ülkedeki herkese haber

Hakikat Aynası
Bir varmış, bir yokmuş... Eski zamanlarda, halkıyla iç içe olmayan ve halkını sevmeyen bir padişah yaşarmış. Padişah haberleri vezirlerinden alır, bu haberler doğru yanlış mı diye hiç sorgulamazmış. Lakin, Padişah'ın güzel mi güzel ve iyi yürekli bir eşi varmış. Hanım Sultan bir kız çocuğuna hamileymiş. Günlerden bir gün, hanım sultan bir rüya görmüş. Rüyasında yaşlı bir adam sarayın dehlizler

Tarla Kuşu
Evvel zaman içinde bir tarla kuşu varmış. Tarla kuşu yuvasını tarlalara yapar ve tarlalarda yetişen ekinlerle yavrularını besleyip büyütürmüş. Tarla kuşunun yavruları annelerinin onlara taşıdığı besinlerden çokça yiyip hızlıca büyümüşler. Hem uçmayı da epey bir öğrenmişler, ancak erişkin olup yuvadan uçmalarına hala birkaç haftaya ihtiyaçları varmış. Günlerden bir gün çiftçi ve oğlunun tarlaya gel

Etme Bulma
Anne ve babasının vefatının ardından Ayşe'ye annesinden bir ayna, babasından ise bir ev ile birkaç kuruş kalmış. Babasından kalan birkaç kuruş bir süre sonra bitmiş. Lakin, Ayşe hiç mi hiç çalışmak istemiyormuş. Bir gün annesinden kalan aynayı karşısına almış ve aynadaki görüntüsüyle konuşmaya başlamış...

Hint Şahı
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Kaf Dağı'nın ardında Hint ülkesinin padişahı varmış. Aradan geçen isyan ve savaş dolu yirmi yılın ardından ülkede barış hüküm sürmeye başlamış. Fakat Padişah bundan rahatsızmış. O savaş istiyormuş. Günlerden bir gün emrinde çalışanlardan O'nu meşgul tutacak bir şey icat etmelerini istemiş ve bunu yapan kişiye ne isterse vereceğini söz vermiş. Orada

Bir Göze Bir Gül
Eski zamanlarda genç bir padişah varmış. Padişah evlenmek istiyormuş. O sıralarda da memleketin birinde, güzel mi güzel, ağladığında gözlerinden inciler dökülen, güldüğünde ise yanaklarında güller açan bir kız olduğunu duymuş. Padişah, annesini bu güzeller güzeli kızı istemesi için o memlekete yollamış. Anne kızı ailesinden istemiş. Yüzükler takılmış ve düğün hazırlıkları için ikisi birlikte saray

Prensesin Sırrı
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zengin mi zengin, güzel mi güzel bir ülkenin Padişah'ı varmış. Padişah'ın bir de güzeller güzeli bir kızı varmış. Hem Padişah hem de kraliçe kızlarının üzerine titrerlermiş. Öyle ki, Prenses'i eğitmesi için ülkenin en bilge insanlarını tutmuşlar. Aradan geçen yıllar içerisinde Prenses büyümüş ve aklı başında, bilgili, kibirden uzak genç bir kız

Deniz Cadısı
Zaman zaman içinde, nerede olduğu bilinmeyen bir okyanusun dibinde bir su şehri varmış. Bu güzeller güzeli şehirde çeşit çeşit deniz canlısı birlikte yaşarlarmış. Su Şehri'nin bir de kralı varmış. Kral'ın beş kızının en küçüğü deniz kızı Ariel'miş. Kral'ın kızları için koyduğu bir kural varmış. Hiçbir kız yeterince büyüyüp gelişmeden şehirden dışarı çıkamazmış. Ariel'in erişkin

Tek Gözlü Dev
Bir varmış, bir yokmuş... Zamanın birinde, çok uzaklarda, yoksul mu yoksul bir denizci ailesi varmış ve ailenin Metin ile Tekin adında iki oğlu varmış. Denizci baba Hindistan'a, Afrika'ya ve başka uzak diyarlara gidermiş sık sık. Günlerden bir gün baba Hindistan'a gitmiş. Orada Hayırsız Ada olarak bilinen bir adadan hindistan cevizi toplayıp memleketine getirecekmiş, fakat adamdan bir

Sihirli Ayna
Zamanın birinde üç oğlu olan bir padişah ve O'nun sihirli aynası varmış. Sabahleyin uyandığında aynaya bakmadan yataktan kalmazmış. Çünkü o gün olacakları aynada görebilirmiş. Bir gün Padişah uyanıp odasından çıkmış. Ama o da ne! O sabah aynaya bakmadığını farketmiş ve hemen odasına dönmüş. Fakat bir de bakmış ki aynası her zamanki yerinde yok. Aramış taramış, fakat ayna yokmuş. Padişah durumu

Sabır Taşı
Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzaklarda güzel mi güzel bir kasabada anne ile kızı yaşarmış. Anne her gün çalışmaya gider, kızı da evde gergef işlermiş. Bir gün kız pencerenin önünde gergef işlerken bir karga pencerenin önüne tünemiş. "Başına kötü şeyler gelecek" diye üç kez öttükten sonra uçup gitmiş... Kız annesi gelince olanları ona anlatmış. Ertesi

Çiğdem Çiçeği
Bir varmış, bir yokmuş... Zamanın birinde bir Padişah ile üç oğlu varmış. Bir gün Padişah hastalanmış. Durumu gittikçe kötüleşen Padişah, ölümün yakın olduğunu anlamış ve büyük oğlunu tahta geçmesi için hazırlamaya başlamış. Ölümünden çok kısa bir süre önce büyük oğluyla ava çıkmış. Av sırasında O'na bir öğütte bulunmuş. Bir gün oğlunun bir yol ayrımına geleceğini, ya sağ ya da orta yolu seçme

Altın Başlı Balık
Evvel zamanda, çok zengin bir tüccar varmış. Tüccar'ın büyük oğlu babasının yanında çalışırmış. Küçük oğlu ise çok iyi kalpli bir çocuk olduğundan babası O'nun başarılı bir tüccar olabileceğine inanmazmış. Tüccar, bir gün küçük oğlu Belbo'yu yanına çağırmış ve O'na yüz para verip gidip ticareti öğrenmesini buyurmuş. Ancak Belbo durumu anlamış. Babası aslından O'ndan kurtulmaya

Efsunlu Kutu
Bir varmış, bir yokmuş. Ayşe bir gün arkadaşlarıyla saklambaç oynuyormuş. Saklanmak için bir yerler ararken yerde bir zincir görmüş. Zinciri almak istediyse de alamamış. Zinciri çektikçe zincir bir yöne doğru devam ettiğini fark etmiş. Zinciri takip ederek bir tahta kapağa varmış. Kapağı kaldıran Ayşe, yerin altına doğru inen merdivenler görmüş. Buranın saklanmak için güzel bir yer olacağını düşün

Şahmeran'ın Yüzüğü
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde yoksul bir anne ve küçük oğlu yaşarmış. Bir gün oğlan eve dönerken derenin kenarında bir kuş kalabalığı görmüş. Oraya yaklaştığında kuşların yaraladığı küçük bir yılan görmüş. Yılanı alıp eve getirmiş ve bir sepetin altına koymuş. Hayvansever oğlan, başka bir gün de sokakta bulduğu sahipsiz bir kedi ve köpeği de getirmiş eve ve anne - oğul evde bir yılan, ke

Keloğlan ile Kırk Haramiler
Bir varmış, bir yokmuş... Acaba bizim Keloğlan, belalı mı belalı Kırk Haramiler'e nasıl bulamış...

Kurul Sofram Kurul
Zaman zaman içinde, evvel zaman içinde, üç oğluyla yaşayan bir terzi ve bir de keçisi varmış... Üç oğlan, dönüşümlü olarak her gün keçiyi otlatmaya götürürmüş. Bir gün büyük oğlan keçiyi otlatmaya çıkarmış. Günün sonunda oğlan keçiye doyup doymadığını sormuş. Keçi meleyip doyduğunu söylemiş. Bunun üzerine oğlan ve keçi eve dönmüşler. Keçiyi ağılda gören Terzi, keçiye aç olup olmadığını sormuş. Keç











