
Kafamda Felsefe Var
Kafamda Felsefe Var, felsefi kavramları gündelik yaşamla ilişkilendirerek ele alan bir podcast. Her bölümde düşünce deneyleri, varoluşsal sorular ve felsefi tartışmalar sade bir dille sunuluyor. Dinleyicileri kendi inançlarını sorgulamaya ve dünyaya farklı açılardan bakmaya teşvik ediyor. Program, tutarsızlık kavramı üzerine düşündürücü bir bakış açısı geliştiriyor ve felsefeyi herkes için erişilebilir kılmayı amaçlıyor.
Bölümler

Hayatla Savaşmayı Bıraktığında Ne Olur? | Taoizm, Lao Tzu ve Wu Wei
Modern hayat bize sürekli daha fazlasını yapmamız gerektiğini söylüyor: daha çok çalışmak, daha hızlı ilerlemek, daha üretken olmak, daha fazla kontrol etmek.Peki ya bizi tüketen şey bazen yeterince çabalamamamız değil, hayatı gereğinden fazla zorlamamızsa?Bu bölümde Taoizmin temel düşüncelerini, Lao Tzu’nun yaşam anlayışını ve Wu Wei kavramını ele alıyoruz.Wu Wei çoğu zaman “hiçbir şey yapmamak”

Schopenhauer: Öz Annesinin Bile Katlanamadığı Filozof
Arthur Schopenhauer, felsefe tarihinin en karamsar, en sivri dilli ve en yalnız isimlerinden biriydi.İnsanlarla ilişkileri zordu. Çağdaşlarının önemli bir kısmını küçümsüyor, akademik felsefeye öfke duyuyor, evlilikten uzak duruyor ve kendi annesi Johanna Schopenhauer’la bile yıllarca süren sert çatışmalar yaşıyordu.Ama bütün bu huysuzluğun arkasında son derece güçlü bir felsefe vardı.Schopenhauer

Machiavelli: Güç, İktidar ve İnsan Doğasının Karanlık Yüzü
Niccolò Machiavelli, siyaset tarihinin en çok yanlış anlaşılan düşünürlerinden biri.Onun adı bugün hâlâ hile, çıkarcılık ve “amaç için her yol mubahtır” anlayışıyla birlikte anılıyor. Oysa Machiavelli’nin asıl meselesi, siyasetin nasıl olması gerektiğinden çok gerçekte nasıl işlediğini göstermeye çalışmaktı.Bu bölümde Prens üzerinden Machiavelli’nin güç, korku, sevgi, sadakat, liderlik ve insan do

Homeros’un Odysseia’sı: Şan, Kibir ve Eve Dönüşün Felsefesi
On yıl süren Troya Savaşı biter. Ama Odysseus için asıl yolculuk şimdi başlar.Homeros’un Odysseia destanı yalnızca canavarlar, tanrılar, sirenler ve denizlerde kaybolan bir kahramanın hikâyesi değildir. Aynı zamanda kibir, arzu, sadakat, kimlik, kader ve insanın eve dönme isteği üzerine yazılmış en eski ve en güçlü anlatılardan biridir.Bu bölümde Odysseus’un uzun yolculuğunu; Polyphemos’tan Kirke’

Spinoza: Tanrı Doğadır, Özgür İrade Bir Yanılsama mı?
23 yaşında aforoz edilen Baruch Spinoza, Tanrı’yı evrenin dışında değil, doğanın kendisinde aradı: Deus sive Natura — Tanrı ya da Doğa.Bu bölümde Spinoza’nın Tanrı anlayışını, özgür irade eleştirisini, conatus kavramını, duygular felsefesini ve Einstein’ın neden Spinoza’nın Tanrısına yakınlık duyduğunu konuşuyoruz.İnsan gerçekten özgür mü, yoksa seçimlerimizin nedenlerini bilmediğimiz için mi kend

Einstein’ın İnandığı Spinoza’nın Tanrısı ve Huzur
Ben Spinoza’nın Tanrısı’na inanıyorum; insanların yazgıları ve eylemleriyle ilgilenen bir Tanrı’ya değil, var olan her şeyin yasalarındaki harmonide kendini gösteren bir Tanrı’ya." — Albert EinsteinYüzyılın en büyük fizikçisi Albert Einstein, din ve Tanrı hakkındaki sorulara neden ısrarla 17. yüzyılın aforoz edilmiş filozofu Baruch Spinoza ile cevap veriyordu? Bu bölümde, NotebookLM’in katkılarıyl

Schopenhauer Kadınlar Hakkında Neden Bu Kadar Sertti?
Schopenhauer denince akla irade, karamsarlık ve insan doğasına dair acımasız analizler gelir.Ama onun en çok tepki çeken metinlerinden biri, kadınlar hakkında yazdıklarıdır.Bu bölümde Schopenhauer’ın “On Women” (Über die Weiber) metnini inceliyoruz.Gerçekten kadın düşmanı mıydı?Yoksa biyolojik determinizm üzerinden insan doğasını mı çözmeye çalışıyordu?Kadınlara yönelik sert genellemelerinin arkas

Sessizlik de Suç mudur? Kötülüğün Sorumluluğu Üzerine
Bu bölümde kötülük problemini yalnızca metafizik bir mesele olarak değil, insanın özgürlüğü ve sorumluluğu bağlamında ele alıyoruz.Max Stirner’den Albert Camus’ye,Hannah Arendt’ten Fyodor Dostoyevski’ye uzanan bir hat üzerinden şu soruyu tartışıyoruz:Kötülük sadece yapanın mı sorumluluğudur?Yoksa susmak da bir tercihtir?Camus’nün başkaldırısı, Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı ve Dostoyevs

👉 Kötülüğü Sevmek: Augustinus’un Armut Ağacı İtirafı
Genç Augustinus bir gece arkadaşlarıyla birlikte bir komşunun bahçesinden armut çalar.Ama aç değildir.Evinde daha iyileri vardır.Çaldıkları armutları da yemezler.Yıllar sonra bu olayı hatırlayıp şu cümleyi yazar:“Armutları değil, hırsızlığın kendisini sevdim.”Bu bölümde Augustinus’un İtiraflar eserindeki armut hikayesinden yola çıkarak kötülüğün doğasını tartışıyoruz.İnsan neden hiçbir çıkarı yokk

Bile Bile Yanlış Yapmak: Augustinus ve Kötülüğün Doğası
Genç bir Augustinus bir gece arkadaşlarıyla birlikte bir komşunun bahçesinden armut çalar.Ama aç değildir.Evinde daha iyileri vardır.Çaldıklarını da yemezler.Yıllar sonra, İtiraflar adlı eserinde bu olayı anlatırken şu cümleyi yazar:“Kötülüğü, sırf kötü olduğu için istedim.”Bu bölümde Augustinus’un armut hikayesinden yola çıkarak kötülük problemini ele alıyoruz.İnsan neden hiçbir çıkarı yokken yan

Deliler Gemisi: Delilik, İktidar ve İnsanlığın Rotasızlığı
1494’te bir kitap yazıldı.Bir gemi vardı. İçinde “deliler” vardı. Ama rota yoktu.Sebastian Brant, Deliler Gemisi ile ahlaki çöküş içindeki insanlığı sembolik bir yolculuğa çıkardı.Hieronymus Bosch, aynı metaforu resmetti: Küçük bir tekne, amaçsız insanlar, ölçüsüzlük ve taşkınlık.Yüzyıllar sonra Michel Foucault, deliliğin tarihini yazdı ve şunu sordu:Delilik doğal bir durum mu, yoksa iktidarın tan

Kamera Açıkken Yapılan Yardım Ahlak mıdır? | Kant & Baudrillard
Bu bölümde, sosyal medyada kamera açıkken yapılan yardımları sorguluyoruz.Bir yardım eylemi, izlenmek için yapıldığında hâlâ ahlaki midir?Immanuel Kant’a göre ahlak, sonuçla değil;niyetle ilgilidir.Bir eylem, alkış için yapılıyorsa,ödev olmaktan çıkar, araca dönüşür.Bu noktada Jean Baudrillard devreye girer.Baudrillard’a göre modern dünyada eylemler değil,görüntüler dolaşımdadır.Yardım da artık bi

Arı Kovanı Masalı: Ahlaksızlık Toplumu Ayakta Tutar mı?
Bu bölümde, Bernard Mandeville’in Arı Kovanı Masalı üzerinden ahlak, çıkar ve toplum ilişkisini ele alıyoruz.Mandeville’e göre bir toplum, erdemle değil;bencillik, hırs ve çıkarla işler.Masalda arılar ahlaksızdır,ama kovan zengindir.Ne zaman ki erdemli olmaya karar verirler,ekonomi çöker, düzen dağılır.Bu anlatı, şu rahatsız edici soruyu ortaya koyar:Toplumu ayakta tutan şey gerçekten ahlak mı,yok

Yatak Odasında Felsefe: Ahlak Doğamıza Aykırı mı?
Bu bölüm, Yatak Odasında Felsefe üzerinden ahlak, arzu ve doğa arasındaki gerilimi ele alıyor.Marquis de Sade’a göre ahlak, insanın doğasından değil;onu kontrol etme ihtiyacından doğar.Arzu bastırılır, beden denetlenir,itaat erdem olarak sunulur.Peki ama şu soru ortada kalır:Eğer insan doğanın bir parçasıysa,doğal arzular neden suç sayılır?Bu bölümde,ahlakın özgürlükle mi yoksa korkuyla mı kuruldu

Cesur Yeni Dünya’dan Pluribus’a: Dayatılan Mutluluk
Bu bölümde, Cesur Yeni Dünya ile Pluribus anlatısı yan yana geliyor.İki farklı kurgu, aynı sorunun etrafında dönüyor:Mutluluk gerçekten bir seçim mi, yoksa bir zorunluluk mu?Haz, konfor ve “iyi hissetme” fikri,bu dünyalarda bir hedef değil;toplumu düzenlemenin en etkili aracıdır.Acı bastırılır, sorgulama gereksizleşir,birey uyumlu hâle gelir.Ama bu uyumun bedeli vardır:özgürlük, anlam ve hakiki in

Dünya Bir Tımarhane midir? | Deliler Gemisi ve Sebastian Brant
Eğer bir kişi bu şekilde davransaydı ona “deli” derdik;ama herkes böyle davrandığı için buna “toplum” diyoruz.Bu bölüm, Sebastian Brant’ın Deliler Gemisi alegorisiyle açılır.Brant’a göre delilik, aklını yitirmek değil;hırsın, kibrin ve ahlaki körlüğün peşinden gitmektir.

Einstein’a meydan okuyan filozof : Bergson ve zamanın sırrı!
Çocukken zaman sonsuz gibiydi…Ama büyüdükçe yıllar göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.Peki neden?Bu soruya tarihte Einstein’a bile meydan okuyan filozof Henri Bergson yanıt veriyor.Ona göre zaman, saatlerin tik taklarında değil… bilincimizin derinliklerinde, yaşadığımız anların akışında gizli.Bergson’un ‘süre (durée)’ kavramı, zamanı üç parçaya ayırmaz.Geçmiş, gelecek ve şimdi aslında birbirinden

Nietzsche: “Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma”
Tutkunun gölgesinde bir savaş: aşkın gerçek yüzünü keşfetmeye hazır mısınız? Nietzsche’nin ünlü öğüdü “Kadınlara mı gidiyorsun, kırbacını unutma!” ile başlayan bu podcastte ilişkilerin nasıl bir güç dengesi üzerine kurulu olduğunu öğreneceksiniz. 👀🔍🔔 Abone olun ve bildirimleri açmayı unutmayın, çünkü her hafta felsefenin en sarsıcı tespitlerini birlikte keşfediyoruz!👍 Beğendiyseniz “👍” ile destekl

Diyojen kadın peşinde koşan erkekler için ne derdi?
Kadınların peşinden koşmak mı?Aşka düşüp kendini kaybetmek mi?Diyojen’in çağlar öncesinden bugüne uzanan sözleri, bugün sosyal medyada arzularının peşinden koşan, ilişki için kendini parçalayan insanlara adeta tokat gibi...Diyojen bugün yaşasaydı kadınlar hakkında ne derdi?Arzularına esir olan erkeklere nasıl seslenirdi?Gerçek özgürlük nedir?

Spinoza : Özgürlük sandığın şey bir yanılsama
Baruch Spinoza, Etika adlı eserinde insanın en büyük yanılgısını açıkça söyler:“İnsanlar özgür olduklarını düşünürler;çünkü davranışlarının nedenlerini bilmezler.”(Etika, II. Bölüm)Spinoza’ya göre özgürlük,istediğini seçmek değil;zorunluluğu akıl yoluyla kavramaktır.İyi ve kötü doğada yoktur.İyi, var olma gücünü artırandır.Kötü, bu güce engel olandır.Duygular kusur değil,anlaşılması gereken zorunl

Ortamlarda satılacak müthiş felsefi problemler- Entelektüel görünme garantili
Felsefenin en kışkırtıcı soruları:“Gerçeklik nedir? İyi ile kötüyü kim belirler? Hayat gerçekten anlamlı mı?”Bu videoda Solipsizm’den Nietzsche’nin Ebedi Dönüş’üne, Camus’nün anlamsızlıkla mücadelesinden Rawls’un adalet anlayışına kadar en çarpıcı felsefi düşünceleri keşfedeceksin.Bu fikirler yalnızca filozofların zihninde değil, senin hayatında da dönüştürücü olabilir.Şimdi düşünmeye başlama zama

Kolay erişilebilir olmak cool görünmeyi etkiler mi?
Kolay ulaşılabilir olmak seni daha mı samimi yapar, yoksa daha mı sıradan?Bu bölümde Jung, Nietzsche, Freud ve Schopenhauer eşliğinde şu soruya giriyoruz:Neden herkesin her an ulaşabildiği insanlar “cool” görünmez?Mesafe neden çekicidir?Erişilebilirlik gerçekten olgunluk mu, yoksa gizli bir onay ihtiyacı mı?Jung’un persona–gölge ayrımı,Nietzsche’nin güç ve mesafe fikri,Freud’un terk edilme kaygısı

Kolay İncinmek İstemiyorsan Her Şeye Anlam Yüklemeyi Bırak | Epiktetos
Stoacı filozof Epiktetos çok net konuşur:Seni yaralayan şey olaylar değildir, onlara yüklediğin anlamlardır.Bu bölümde şunu sorguluyoruz:Neden herkesin sözünü üstümüze alıyoruz?Neden her bakışı, her sessizliği, her gecikmeyi kişisel algılıyoruz?Epiktetos’a göre incinmek bir kader değil, alışkanlıktır.Ve alışkanlıklar değiştirilebilir.Bu podcast, daha az alınmak isteyenler için değil;daha güçlü olm

Nietzsche ile Üst İnsan kime denir? Kafamdafelsefevar Bölüm 3
Üst insan bir kahraman mı?Bir elit mi?Yoksa sistem tarafından dışlanmış romantik bir trajedi mi?Nietzsche’nin metinlerine sadık kalarak şunu ayırıyoruz:– Üst insan ne değildir– Neden biyolojik, genetik ya da sınıfsal bir ayrıcalık olamaz– Neden “mağdur” değil, değer yaratan bir figürdürBu bölüm, üst insanı:“aç sefil ölen entelektüel” anlatısından,“Instagram motivasyon figürü” klişesindenve yüzeyse

Yankının Doğuşu (Echo)
Merhaba arkadaşlar. Kafamdafelsefevar olarak bugün mitolojik bir hikaye anlatacağız. Konumuz Echo olarak bildiğimiz Yankı kelimesinin günümüze gelişinin hikayesi olacak.

Prokrustes’in Yatağı
Bu kısa bölümde, antik bir mitin modern hayata nasıl birebir uyduğunu keşfediyoruz.Prokrustes’in yatağı…İnsana değil, insanı yatağa uyduran acımasız bir düzenin sembolü.Bugün kimse bizi gerçekten uzatmıyor ya da kısaltmıyor;ama hepimiz bir şekilde “uygun ol”, “normal ol”, “standartlara gir” baskısıyla karşılaşıyoruz.Toplumsal beklentiler, başarı ölçütleri, aile kalıpları, iş yerindeki görünmez nor











