
1001. kez konuşacaklarım
Merhaba. Ben Şirvan. Muhtemelen üzerine 1000 kez yazılmış ve de çizilmiş konulara 1001. olarak katılmak istedim. Düşününce buna gerek yoktu ama ben vardım. Bir de konuşmak istediklerim. Ayrıca beni daha iyi tanımak isterseniz buralardayım; Instagram: @digerparagrafagec.
Episodes
sevgi elde edilmesi gereken bir şey değilmiş
sevgiyi ve geri kalan her şeyi sonsuz çaba ve fedakarlıkla elde etmeye çabalamak artık beni ben kılan şeylerin en başını çeker, belki de bu hayatta yakasından düşmediğim, düşmekten korktuğum, düşersem ölürüm sandığım bir binanın temellerini oluştururdu. bedel ödemeyene ekmek yoktu çünkü bizim evde.ama ne yaptıysam olduramadığım yerlerde ayağım takıldı geçenlerde, düştüm.ve ölmedim.sonra sebepsiz,
konforun ne demek olduğunu bilmiyorum çünkü öğrenecek kadar kolay bir hayat yaşamadım
hayatı taşlı yollarda çıplak ayakla yürümek zorunda kalarak ilerlemiş ve ona hiç ayakkabı alınmadığı için yol böyle yürünür zanneden biri elbette burayı normalleştirip içselleştirir. fakat bu normalleştirme, ne yolun ne de hayatın oldukça zor olduğu gerçeğini değiştirmez. zamanla bu gerçek sırtıma bindi. hem hiç iyi gelmedi hem de kendime “helal kız sana” dedirttiğinden rahatlattı. konforun ne dem
oyunbozan farkındalık ve duygusal derinlik hakkında
sizde bulunduğunuz sosyal ortamlarda "çok düşünüyor ve çok sorguluyorsun yaa, ne gerek var bu kadar sorgulamaya?" ya da "bu da kafayı yakmış iyice, anda kalmak lazım, insan bu kadar çok irdelerse delirir." gibi söylemlerle karşılaşıyor musunuz?ben karşılaşıyorum. hem de sıkça.aynı zamanda bu durumu sara ahmed'in "oyunbozan feminist" kavramına benzetiyorum biraz. b
örgü örmek bana ne öğretti?
her ne örüyor olursanız olun, ilk adım daima ilmek atmak ya da zincir çekmekle başlar ve bu adım yolun ne tamamını ne de sonunu belirler. hiçbir örgü başlandığı gibi ilerlemez, zamanla öğrenerek ilerlenen yolda gidişat bazen bozulur ve defalarca baştan başlamayı gerektirir. ve bazen de başlandığı gibi yapamamamın hayal kırıklığı ile hiç devam edilemeden kenara atılır. aslında kendine tanıdığın ya
bazı inançlara tutunmak onları değiştirmekten daha kolay
bu bölümde sevilebilmek için "zahmetsiz" ve "kolay" insan olmam gerektiği ve bu koşullar haricinde, özellikle de "koşulsuz" sevilemeyeceğime dair köklü ve sarsılması zor olan inançlarımın yakasına yapışıp onları nasıl değiştirmeye çabaladığımdan bahsediyorum.umarım keyifle dinlersiniz! <333
"ideal hayat"ı overrated buluyorum
toplumun dayattığı ve sistemin bize sattığı "hayat" ve "anlam" kavramlarının altı bu kadar dolu mu yoksa içi bomboş olduğu için mi bu kadar şişiriliyor? gerçek hayatla ideallerin eşleşmediği noktada yaşanılan hayat boş ya da yaşanmamış mı sayılır? bu ve bunun etrafında gezinen birçok şeyi aşşırı abartılmış ve boş bulmakla birlikte düşüncelerimi sizinle de paylaşmak istedim.daya
hayatın siyah-beyaz olmadığını 24 yaşımda öğrenmeye başladım
hemen her şeyin keskin sınırlarla belirlendiği bir evde tam tersini denediğimde ödediğim bedellerin zihnimde bir ikilik yarattığını fark ettiğimde bunun üzerine konuşmaya karar verdim. belirlenen yanlış uçtaki davranışı yaparsanız aynı şiddette tepki gördüğünüz bir örüntüye sahip olduğunuzda zihin otomatik olarak ne kadar aşırı da olsa artık güvenli olarak belirlenen o uçta durmaya çabalar ve doğa
2025’te başaramadıklarım
başaramadıklarımın listesinin başını “kendim” çekiyorum. ama aslında başardığım en önemli şeyin bu olduğunu da görmekten kaçıyorum. böylece kendime haksızlık ederek başaramadıklarıma bir yenisini daha ekliyorum. 🙂
müsaadenizle boş yapıyorum *gündelik hayat ve spotify karneleri
bu bölüm sohbet ediyorum. normalden ne farkı var bilmiyorum.spotify özetlerinin ve aylık dumpların meraklısı o kişi olarak, benimle dm'den özetlerinizi paylaşmayı unutmayınn, üzerine konuşmak ve listelerinizde keşif yolculuğuna çıkmak isterim!! <33
sen kendini ne zannediyorsun?
alıyoruz elimize kağıt kalemi, başlıyoruz yazmaya; ben gerçekten sandığım kadar yetersiz miyim? bu bölüm kendimle en büyük savaşlarımda en sağlam askerim olan yetersizliğime karşı mücadele edip dışarıdan bir göz olarak kendimi, şirvan’ı değerlendiriyorum. bakalım bir insan gerçekten hiçbir şey midir?keyifli dinlemeler🫶🏻bolca sarıldım 🫂dipnot: bölüm resimlerini artık pinden seçiyom cr bulamadım sor
acil ihtiyaç butonu: sevgi ve açık iletişim
hannah grace’den daydream’i okurken bir aşk hikayesinde kendini değersiz gören kadın karakterin içimde oluşturduğu his ve düşüncelerden ortaya çıktı bu bölüm. kitabı çok tavsiye ederim. bölümü ise canınız isterse dinlersiniz bi ara. love u <33
biraz uzatmışım müsait olunca dinlersin knka
kimseyi arayamadığım ama konuşmaya ve var olduğumu hissetmeye ihtiyaç duyduğum bir anda kaydettiğim bir bölümdü. önceden yakın arkadaşlarımdan biriyle her gün birbirimize gün sonu özeti tadında ses kayıtları atardık ve gerekli gereksiz anlatmak istediğimiz tüm detayları paylaşırdık. bir nevi birbirimize podcast yapıyorduk sanki. birilerinin öylesine konuşmanıza fırsat vermesi ve bunları önemseyere
iyileştirdiğin yaralar da bazen sızlar
iyileştiğim, hatta yokluğunu bile unuttuğum yerlerden tekrar kırıldığımı hissettiğim bir anda kaydı başlatıp konuştum, biraz ağladım ve sanırım biraz rahatladım.
bu bölüm mükemmel olmadı
selam, bir anda sokağın ortasında yürürken kayıt almaya başlamayı ve üzerine birde bunu paylaşmayı bende beklemiyordum. hışırtılar, ne ben ne dışarıda ki sesler, konu gidişatı ve daha birçok şey kontrolümün dışında, o an neyse o oldu ve ne bileyim, böyle de güzel oldu sanki. mükemmelliyetçiliği bir kenara bırakıp sohbet etmeye çalıştım, keyifli dinlemeler.
yetişkinmiş gibi yaparken zorlandığım konular | ben yaşamaktan mı kaçıyorum?
bölüme eklediğim şarkı gibi cidden bu ara napsam olmuyo gibi hissediyorum ve gerekli ya da gereksiz çok düşünüyorum. kimseyle bir şey de konuşmuyorum ama biraz buraya döktüm içimi. öyle işte.umarım keyif alırsınız.<3
gelecekten geçmişe: kendimden beklentilerim
2022’nin son günlerinde 2023’ten beklentilerimi yazdığım o defteri tozlu raflardan çıkarıp, bugünden o zamana neler olup bittiğini, küçük ya da büyük olmak üzere, kendimde ve hayatımda neler değiştiği üzerine konuşmak istedim biraz. bu bölümü editleyip yayınlamam arasında 5 ay var ve örneğin bölümde halledemediğim ve beceriksiz olduğumu söylediğim günlük tutmayı artık yapabiliyorum. çünkü bununla
büyüdükçe anlıyorum ve anladıkça büyüyorum
2024 ile birlikte geride bıraktıklarım ve de sırt çantama ekleyip yanıma aldıklarım hakkında konuşmak istedim. özellikle yılın son günlerinde zihnime iyice kazınan bir şeyler vardı, en çok belirgin olanı da hayatın siyah ve beyaz yönlere indirgenecek kadar basit olmadığını anlamamdı. aksine hayat, bu ikisi arasında mekik dokurken tükenip pes ettirecek ve sana grinin de olabileceğini öyle hemen gös
yeni mezun ve hayallerinden bin kat uzaklıkta ne yapacağını bilemeyen bir genç olmak ne demek?
mezun olduğumdan beri sanki her şey koca bir kayaya dönüşüp üzerime fırlatıldı. kendim de dahil olmak üzere. ve hayatımın her köşesine sızan okul adiyeti kendini sefil hayatımdan bir anda çekip çıkarnca ortada sanki "hiçbir şey" olarak kalakaldım.öyle olmadığını çok iyi biliyordum,öyle olduğunu da.çünkü her şey, içerisindeyken gerçekten öyleymiş gibi görünür. öyle olsa da olmasa da.ben i
kendime rağmen hayatta kalmaya çalışıyorum | her şeyi ertelemenin içerisindeki hiçbir şey olma gayretim
çok uzun zamandır içerisinde donakaldığım ve bunun üzerine düşünmeme dahi engel olan şey: ertelemek. son zamanlarda kendisiyle epey zorlu bir çekişme içerisindeyiz gibi hissediyorum ama artık şefkatle yaklaşmaya çalışıyorum. çünkü bunu fark edebilmek bile sürekli erteleyen bir insan için olağanüstü bir adım, biliyorum.
bu bölüm kendime biraz sakinleşip neyin ne olduğunu görmeye, tanımaya ve anlam
mobbinge uğrayıp kovulmak bana ne öğretti? | yetersizlik hissi, anlaşılma, sevilme ve aidiyeti yanlış yerlerde aramak
herkese merhaba 👩🏻💻 podcastin bu bölümünde yeni iş deneyimimin kovulmamla nasıl son bulduğunu ve süreç içerisinde neler hissettiğimi anlattım. 🙂✌🏻
23 yıllık hayatımda hizmet sektöründe uğradığım sayısız mobbinge karşı bir şekilde direnç gösterebilsem de bu sefer öyle olmadı. boynum kıldan ince bir haldeyken, belki de en zayıf ve çaresiz hissettiğim bir döneme denk geldi her şey. ve ben pek baş e
hayatımın tam orta yerinde "sen hiçbir şeyi beceremezsin" yazan bir pankart asılı
yeni mezun bir işsiz olmanın zorluğu, 23 yıllık hayatımda hiçbir zaman baş edebildiğimi hissedemediğim o hayat ve hizmet sektörünün son zamanlarda bana ettiği eziyetle birlikte ezik ve ucube gibi hissettirdiği birkaç andan bahsetmek, daha doğrusu dertleşip yakınmak istedim. bu aralar bu kadar eksik ve yetersiz hissetmekte çok zorlanıyorum.
keşke duygularımı yok edebilsem
insan taşıyamadığı duygularla baş edemiyor, habire tökezliyor ama yine de ilerliyor.
içinden çıkamadığımı ve bu yükün altından ezilip taşıyamadığımı hissettiğim duygu ve düşüncelerimin beni soktuğu döngüye değinip aynı zamanda bu döngünün beni sıyırıp geçmesi için gösterdiğim birtakım çabalardan bahsettim. umarım dinleyenlerin kalplerinin ucundan köşesinden bir şeylere değinmiştir cümlelerim. 🥺 lo
ben yaşadığım için suçlu muyum?
bir yerlerde birileri "kendini sev, değer ver" ve "kendine öncelik ver" gibi boş keseden motivasyonlar dağıtırken kimse insanın kendini nasıl seveceğini, değer ve öncelik vereceğini anlatmıyor. çünkü bakıldığında ilk yol daha kolay ve sancısız. halbuki bunlar bir benlik inşasının, kendi olmanın süreci. bende bu bölümde kendimi inşa etme sürecimde yanımda yürüyen derealizasyonda
gerek yoktu ama ben vardım
son zamanlardaki popüler podcast kültürü içerisinde bir şeyler üretme hevesim aynı zamanda tüketim köleliğine hizmet etmekten geri duramasa da bende bir şeyler eklemek ve muhtemelen üzerine 1000 kez yazılmış ve de çizilmiş konulara 1001. olarak katılmak istedim. düşününce buna gerek yoktu ama ben vardım. birde konuşmak istediklerim.











