
Bir İ’câz Hecelemesi
Bu podcast, varlığın en bereketli ışık kaynağı ve sözün en çarpıcı nüktesi olan bir kavramı ele alıyor. Yeryüzündeki güzelliklerin onun ışığının yansıması olduğunu, en büyüleyici seslerin ise semavi solukların bir perdesi olduğunu anlatıyor. Işıktan beyanların hastalıklardan arındırdığını, gönül kirlerini ve gözlerdeki günahları temizlediğini vurguluyor.
Bölümler

35. Aynı Meyve, Bambaşka Tat: Cennetin Sürprizi - Bir İ’câz Hecelemesi
Onlar orada bağ ve bahçeler içindeler; altlarında çağlayanlar var ki, akıp gidiyor gürül gürül. Yanıbaşlarında da yâr-ı vefadarları, tertemiz eşleri var. Ancak bütün bunlara rağmen verilenler ebedî olmazsa ve insan bu nimetlerle beraber “hâlidîn”den değilse, zeval-i lezzet elem olması itibarıyla, o insan dağidâr olacaktır. Onun için Kur’ân, “(Hayır, öyle zannedildiği gibi değil.) Onlar orada ebedî

34. “Benzerini Getirin” Meydan Okuması ve Benzer Denemeleri - Bir İ’câz Hecelemesi
Aslında, Kur’ân-ı Kerim’e nazire yapılamayacağını o devrin edip ve beliğleri anladığı gibi daha sonrakiler de itiraf etme mecburiyetinde kalmışlardır. Öyle ki, Üstad’ın da bir iki yerde, Câhız’a izafe ederek tekrar ettiği gibi, “Muâraza-yı bi’l-hurûf mümkün olmadı, muharebe-yi bi’s-süyûfa mecbur oldular..” Evet, eğer çok kısa ve rahat bir tarik olan kelimelerle mücadele imkânı olsaydı, onlar kılıç

33. Kur’ân’ın Benzerini Getiremiyorsak Ne Yapmalıyız? - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân-ı Kerim ise beyan ettiği her hususla alâkalı söyleyeceğini vâkıa mutabakat içinde söylüyordu. Onda mübâlağa ve mücâzefe yoktu. Böylesine disiplinli ve bağlayıcı kayıtlar içinde edebî ihtişamını muhafaza etme Kur’ân-ı Kerim’e has bir keyfiyettir. Onun için edipler, Lebid ve Hassan İbn Sabit gibi kimselerin şiirlerine baktıkları zaman cahiliye devrine ait olanların daha parlak, İslâm devrine

32. Hazreti Allah’a Karşı Ubûdiyetimiz ve O’nun Mabûdiyeti - Bir İ’câz Hecelemesi
Ey insanlar! Sizi ve sizden evvelkileri yaratan Rabbinize hâlisâne ubudiyyet tavrını takının ve kulluk edin ta daire-i takvaya ermiş olasınız, ümit edilir ki bu sayede takvayı ihraz etmiş olursunuz. Yani enzâr-ı âlemde, daire-i takvaya girenlerin tavrını takınmış olursunuz. Müslüman olmanız itibarıyla bu önemli bir noktadır. Düşünün ki o lütufkâr ve merhametli Rabbiniz yeri sizin için bir firâş ya

31. Allah'ın Kadîr ve Kâdir İsimleri - Bir İ’câz Hecelemesi
Esmâ-i hüsnâ içerisinde hem Kadîr hem de Kâdir isimleri mevcuttur. Ne var ki, aralarında bir farkın olduğu da açıktır. Biz, birinin gücünü ifade için “Falan, falan işi yapmaya “kâdir” desek de hiçbir zaman bunu “kadîr” şeklinde ifade etmeyiz. Evet, Kadîr ismi, Cenab-ı Hakk’ın Zât’ına has bir isimdir, başkaları hakkında kullanılamaz. Ama Kâdir ismine mânâ verirken, “Allah dilerse yapar, dilerse yap

30. Münafıkların Havas Tabakası - Bir İ’câz Hecelemesi
Bu üslup farklılığından da, evvelki temsille anlatılan gürûhun âmi, görgüsüz, bilgisiz, etrafında olup biten şeyleri anlayamayan bir münafık tipi olduğu; ikinci temsilde anlatılanların ise münafıkların –tabir caiz ise– havas tabakası olduğu hissi uyanıyor ki, bunların çevrelerinde olup biten şeylerden haberdar oldukları, gözleri bir parıltı gördüğünde parıltının zuhurunu fırsat bilip yürümeye azm

29. Sağırdırlar, Dilsizdirler ve Kördürler - Bir İ’câz Hecelemesi
İşte bu vaziyetteki kimselerdir ki, hiçbir zaman ayrıldıkları o ilk noktaya, fıtrat noktasına dönemezler. Vâkıa, ebediyen dönemezler değil. Çünkü âyet “dönemeyecekler” demekte, “ebediyen dönemeyecekler” dememektedir ki bu, her şeye rağmen yine de bir ümidin olduğunu, aslında isteseler dönebileceklerini anlatır. Bu ifadelerle de insan iradesinin önemi vurgulanır ki, kendi iradeleriyle düştükleri g

28. Hidayeti Dalaletle Değiştiren Grup- Bir İ’câz Hecelemesi
Evvela, bir zümrenin nazarında bir ziya, bir ışık ve bir parıltı beliriyor. O belirince onlar az çok etraflarını görüyorlar. İyi veya kötü ünsiyet edecekleri veya vahşet duyacakları farklı manzaralarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu biraz da onların ruh hâletlerine göre belirlenen bir husus oluyor. Ruhları, çevreyi onlara vahşet dolu bir tablo gibi gösteriyorsa, onlar da vahşet dolu bir tablo müşâhe

27. Bir Nebze de Kur’ân-ı Kerim’deki Meseller - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân-ı Kerim, ifadelerinde yeri geldikçe temsil yolunu seçmiştir ki, aslında edipler de çok defa bu yola başvuragelmişlerdir. Belâgatta beyan ilmi, ediplerin daima başvurdukları bir kaynak olmuştur, sık sık onunla susuzluk gidermiş ve bazen de gerekmediği hâlde, lüzumsuz yere onunla fantezilere girmişlerdir. Vâkıa, temsilin insan ruhunda bir heyecan uyardığı açıktır. Ancak ilâhî ve nebevî beyanl

26. İnsanın Sermayesi, Hidayettir - Bir İ’câz Hecelemesi
Ticaret iki maksattan dolayı yapılır. Bunlardan biri, sermayeyi muhafaza etmek, ikincisi ise kâr elde etmektir ve bunlar, ticaretin temel prensiplerindendir. Âyet-i kerimede ifade edilen, onların ticaretlerinde kazanç elde etmemeleri, hüsranlarını ifade etmektedir. Hidayeti verip, karşılığında dalâleti alarak böyle bir alışveriş yapma, ticaretin bu iki temel kaidesine ters düşmektedir. Nitekim bu

25. Hakaretler Savuran Münafıklar, Nasıl Mukabele Gördüler? - Bir İ’câz Hecelemesi
Bu ifadenin lazımı olarak sanki Allah, mü’minlere şöyle demektedir: “Siz, münafıkların istihzasından müteessir olmayın; zira onların yapmış oldukları bu istihzaya karşı sizin yapacağınız mukabele ne olursa olsun size karşı yapılan istihzayı karşılamayacaktır. Çünkü onlar, sizinle, dininizden yani Allah’a inanmanızdan dolayı istihza etmektedirler. Öyleyse bu ağır cinayetlerinin cezasını da ancak Al

24. İnsi Şeytanlar Cinnî Şeytanlardan Daha Da Şerirdirler - Bir İ’câz Hecelemesi
Nâs Sûresi’nde “vesvâs” ve “hannâs” olarak ifade edilen, her insana musallat olabilen, görünmeyen fakat insanı baştan çıkarmak için devamlı vesvese veren şeytanlar vardır. Bir gün Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hazreti Ebû Zerr’e: “İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden Allah’a sığındın mı?” dedi. Hazreti Ebû Zer de bu suale, yine bir sual ile karşılık verdi: “İnsanlardan da şeytan var mı

23. Münafıklar Şuursuz, Akılsız ve İlimsizdirler - Bir İ’câz Hecelemesi
Münafıklar ve bir kısım Ehl-i Kitap –insaflı olanlar müstesna– bu kategori içinde mütalâa edilegelmişlerdir. O gün ortada yeni bir mesaj ve bu dinin temsilcisi etrafında toplanmış, önceleri az ama zaman geçtikçe çığ gibi gelişen, büyüyen aydınlık bir kitle vardı. Onlar bunu hiç anlayamıyor ve sindiremiyorlardı. Gerçi azıcık basiretleri olsaydı ve kendi vicdanlarına, vicdanî müktesebatlarına dönüp

22. Beşerin Şeytanı Sayılan Münafıklar - Bir İ’câz Hecelemesi
Aslında onların –bir şaşkının da ifade ettiği gibi– kendilerince bir inançları vardı. Ne var ki, Allah’ın dini yanında kendine göre inanmanın çerçevesinin ne olduğu da belli değildi. Belki, nebilerin sesinin soluğunun ulaşamadığı devirlerde insanların kendilerine göre bir inanç sistemi oluşturmaları imkân dâhilindeydi; ancak Peygamber vahyini duyduktan sonra artık “kendine göre bir iman” olmazdı.

21. Fitne ve Fesat Öldürücü Bir Zehirdir - Bir İ’câz Hecelemesi
Fitne ve fesat, hayat-ı içtimaiyede bir semm-i kâtil (öldürücü zehir) hükmünde olduğundan, onun bertaraf edilmesi çok önemlidir. Her şeyden evvel bir toplumda fitne ü fesat ve herc ü merc devam ettiği sürece ne şahsî ne ailevî ne de içtimaî huzurdan, sükûndan söz edilemez. Öyleyse ilk önce bu fitne ü fesadın izalesine çalışmak lazımdır ki, bu da her toplumda, söz ve hareketleriyle fesat çıkaranlar

20. Her Yönüyle Yalan Kesilme Hastalığı - Bir İ’câz Hecelemesi
Yalan, öyle bir hastalıktır ki, insan onun en küçüğünü bilerek-bilmeyerek bir kere kullanıverdi mi gerisi gelmeye başlar. Mesela, siyasî plânda bir kişi –halk diliyle söyleyecek olursak– kendi dümenini çevirmek suretiyle halkı aldatmayı, toplulukları kandırmayı plânlar ve bunu dirayet, kiyaset ve akıllılık sayarsa, yalan deryasına yelken açmış olur; ihtimal bir daha da geriye dönemez. İktisadî plâ

19. Şuurun Şuuru Vicdandır - Bir İ’câz Hecelemesi
Şöyle ki, insan her an, gözü ile bir şey görür, kulağıyla bir şey duyar.. ve dış ihsaslarıyla algıladığı şeyler de olur; bunların hepsi zâhirîdir. Kalbin hissi ise daha ziyade bir hiss-i bâtındır. Hariçten gelen şeylerden müteessir olsa da, çok defa daha ziyade nereden geldiğini, nasıl olduğunu bilemediği ledünnî bir tesirin var olduğunu duyar. Bazen bu tür sübjektif duyuşlar sekr, istiğrak, kalak

18. Mümin ve Kafir Arasındaki İnsan Grubu - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân-ı Kerim açıktan açığa mütecaviz ve saldırgan kâfirlere karşı cihad etmeyi ve Müslümanlara karşı savaşanları öldürmeyi emrettiği hâlde, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), münafıkların kâfirlerden daha tehlikeli bulunmalarına, onlar hakkında pek çok âyet nâzil olmasına, hatta kendisi de bizzat onları tanımasına rağmen onlara karşı umumi olarak öldürme işine asla teşebbüste bulunmamıştır

17. Bakara Suresi 6. ve 7. Ayetlerinin Dilsel İncelikleri - Bir İ’câz Hecelemesi
Üstad Bediüzzaman, bu hususla alâkalı da şunları söyler: “Kalb ile basarın taalluk ettikleri şeyler mütehâlif, yolları mütebâyin, delilleri mütefâvit, talim ve telkin edicileri mütenevvidir. Sem’ ise, kalb ve basarın hilafına, masdardır. İşittiren ferddir. Cemaatin işittikleri, ferddir. İşiten ferd, ferd olur. Bunun için müfred olarak iki cem’in arasına düşmüştür.”256 Yani vahyi işittiren Allah (c

16. Her İnanmayanın Kalbi Mühürlenmez - Bir İ’câz Hecelemesi
Burada izaha muhtaç olan hususlardan biri de şudur: Âyet-i kerimede iman etmeyecekleri belli olmuş, kalbleri, kulakları mühürlenmiş ve gözlerine perde inmiş kimseler için yine de teklifte bulunulması teklif-i mâlâ yutâk gibi zannedilebilir.Bu, onların fıtrat-ı selimelerine yapılan bir hitaptır.Zira her insan, yaratılırken hanif fıtrat üzerine yaratılmıştır. Dolayısıyla küfre, dalâlete düşmemiş ola

15. İnsan Ya Mü’min Ya da Kâfirdir - Bir İ’câz Hecelemesi
Evet imanla küfür, birbirinin nakîzidir; zıt şeylerin bir araya gelmeleri mümkün olmadığı gibi imanla küfrün de bir araya gelmeleri mümkün değildir. Zira birbirinin nakîzi olan iki şeyden birisinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz. Öyle ise bir alan, mütenakız olan şeylerin ikisinden birden hâlî olmadığı gibi, ikisinin aynı anda bir sahada bulunmaları da mümkün değildir. Mantık tabiriyle bunlardan

14.Dünyanın Karşısında Özel Bir Alem: Ahiret - Bir İ’câz Hecelemesi
Her şeyden evvel (önce) insan, ahirete (ölümden sonraki hayata) yakîn (kesin iman, şüphesiz inanma) hâsıl edecek (meydana getirecek, kazandıracak) donanım (manevî hazırlık, birikim) peşinde olmalıdır.Zira (çünkü) ahiret mevzuu (konusu); bir mânâda (bir yönüyle, bir açıdan) mahsüsât (duyularla algılanan şeyler), müşâhedât (gözlemler, bizzat görülenler) ve mücerrebâtın (deneyimlenmiş şeylerin, tecrü

13. Kur’ân-ı Kerim’in Tasdik Ettiği Kitaplara İman - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân-ı Kerim’in diğer kitapları da tasdik etmesi ve onlara şahit olması, dün ve bugün dünyada bir kısım fitneleri önlemiş ve bir sulh anahtarı vazifesi görmüştür. Yani bugün Yahudinin elindeki Tevrat ile Hıristiyanın elindeki İncil, sahip oldukları saygınlığı büyük ölçüde Kur’ân-ı Kerim’e borçludur. Aksine, âlemlere rahmet olarak inen Kur’ân-ı Kerim ve onun tebliğcisi Resûl-i Ekrem’in (sallallâh

12. Zekât, İslâm’ın Kantarasıdır (köprüsüdür) - Bir İ’câz Hecelemesi
Rızık”, lügat itibarıyla haz, nasip, pay; ıstılahî mânâsı açısından ise Cenab-ı Hakk’ın canlılara faydalanmaları için ihsan ve lütfettiği her şey mânâsına gelmektedir. Ehl-i Sünnet’e göre, rızkın ıstılahî mânâsı, lügat mânâsıyla aynıdır. Ancak, Mutezile, haramın rızık olmadığı kanaatindedir. Mutezile’nin bu kanaati, Ehl-i Sünnet akidesine ters olduğu gibi, kâinatta câri olan kanunlara da aykırıdır

11. Gayba İman ve Namaz Arasındaki Bağ - Bir İ’câz Hecelemesi
Dolayısıyla o takva erleri, sadece gözlerinin gördüğü “meşhûdât”a inanmazlar. Âlem-i şehadet ve âlem-i mahsüsât denilen maddî âlemi, vicdanları ile “şuhûd-u Hak” arasında bir berzah kabul eder ve bu âlem-i şehadet silinmeden, şuhûd-u Hakk’a vâsıl olamayacaklarına inanırlar. Bunun içindir ki ehl-i tahkik, genellikle âlem-i şehadetin kıstaslarına itibar etmemiş ve gayb âlemine ait gördükleri temessü

10. Kur’ân ve Takvânın Mertebeleri - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân-ı Kerim, –yukarıda da ifade edildiği gibi– sadece müttakiler için bir mahz-ı hidayettir; kâfirler için mahz-ı hidayet değildir. Evet, doğru dürüst yaşamayı ondan ilham alan ve ona göre hayatına çeki-düzen veren, derken ahiret hayatı adına da ümitvâr olabilen; böylece dünyevî hayatında huzura eren herkes Kur’ân’ın hidayetinden bir ölçüde istifade etse de, hakiki mânâda bir müttakinin mazhari

9. Şüphenin Kuşatamadığı Kitap: Kur’an - Bir İ’câz Hecelemesi
Kitab’ın (Kur’ân) içinde hiçbir şüphe ve tereddüdün olmadığı ve olamayacağı bildirilmektedir. Malumdur ki dış, için zarfıdır. Dolayısıyla mazrufta herhangi bir şüphe ve tereddüt olmayınca zarfta da olmayacaktır. Kur’ân’ın muhtevası, Cenab-ı Hakk’ın kelâm-ı nefsîsidir. Tabir-i diğerle Kur’ân, muhteva itibarıyla Cenab-ı Hakk’a racidir. Üstad Bediüzzaman’ın da ifade ettiği gibi, Kur’ân’ın arkasında s

8. “Elif Lâm Mîm”in Ardındaki Sır - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân, hem lafız hem de mânâ cihetiyle Allah’a aittir. Allah’ın kelâm sıfatı, O’nun Zâtı ile kaim bir mânâdır. Hâlbuki mânâ ne yazılır ne de okunur. Yazılıp okunması için nazma dökülmesi gerekir. Yazılıp okunmayana kitap da denilemez. Öte yandan, “Kur’ân-ı Kerim, sadece lafız itibarıyla kelâm-ı ilâhidir.” görüşü de yanlış bir anlayıştır. Zira Kur’ân-ı Kerim, sadece kuru bir lafızdan ibaret değild

7. Elif Lâm Mîm Şifresi: İman ve Amel - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân-ı Kerim tetkik edilirken, her şeyden önce nazarlar, insanın maddî ufkunun darlığından sıyrılarak, o Kitab-ı Kerim’in muallâ mevkiine çevrilmelidir. Zira Kur’ân, kelâm-ı ezelî sahibi yüce bir Zât’ın kullarına sunduğu bir kurtuluş reçetesidir. Eğer Kur’ân’a bu zaviyeden bakılmazsa, onun ihtiva ettiği hakikatlerden çoğu da görülemez. Ona kendi muallâ mevkiinden nazar edilip muhtevaya da o zavi

6. Bakara Sûresinin Diğer Sûreler ile Bağlantıları - Bir İ’câz Hecelemesi
Bakara Sûresi’nin “Sûre-i Bakara” ve “Sûre-i Kürsî” gibi farklı isimleri vardır. Bu sûreye, İsrailoğulları’yla alâkalı olan “Bakara” (inek) kıssasının tamamının burada anlatılmış olması ve bu meselenin başka bir sûrede tekrar edilmemesi sebebiyle “Sûre-i Bakara”; içinde Âyetü’l-Kürsî’yi ihtiva ettiği için de “Sûre-i Kürsî” denilmiştir. Evet, kürsî-i ilâhinin her şeyi ihata etmesiyle Bakara Sûresi’

5. Bakara Sûre-i Celîlesinin Muhtevasına Kuşbakışı - 3 - Bir İ’câz Hecelemesi
Kur’ân-ı Kerim’in âyetlerinde, dünyevî ve uhrevî hayatla alâkalı hüküm çıkarmak için hayatî birçok kaide ve esas mevcuttur. Akide, ibadet, muamelât ve ukubâtla ilgili âyetler sabit birer kaide hâlindedir. Sonraki meseleler bir mânâda onlara irca edilir. Şimdi bu konuyu da birkaç misalle müşahhaslaştıralım:

4. Bakara Sûre-i Celîlesinin Muhtevasına Kuşbakışı -2 - Bir İ’câz Hecelemesi
Ayrıca Bakara Sûresi’nin değişik âyetlerinde İslâm’ın temel esasları genişçe izah edilmektedir.

3. Bakara Sûre-i Celîlesinin Muhtevasına Kuşbakışı -1 - Bir İ’câz Hecelemesi
Bakara Sûresi dikkatle incelendiğinde, Fâtiha’da nazara verilen “mü’minler ve diğerlerinin umumi durumu”nun burada tafsilatıyla ele alınıp işlendiği görülür. Mesela, bu sûrenin 21’den 40’a kadar olan âyetlerinde, insanın hilkatinden meleklerin ona secdesine, o garip imtihan neticesinde Cennet’ten dünyaya gönderilişinden tevbe ederek affa mazhar olup Cenab-ı Hak tarafından nimetlerle perverde kılın

2. Dar Bir Açıdan Bir Kez Daha Kur’ân - Bir İ’câz Hecelemesi
Bugüne kadar Kur’ân’ı anlatma uğrunda nice kalemler gözyaşı döktü ve inledi.. nice sineler onun esintileriyle ürperdi ve titredi.. nice dimağlar onun mucizevî, büyülü atmosferinde iç içe “ba’sü ba’de’l-mevt”lere erdi ve uhrevîleşti. Bizimki kendini bilmezlik olsa da onun yeryüzünü şereflendirdiği asırdan günümüze dek nice cins dimağlar birer gavvâs gibi o “menhelü’l-azbi’l-mevrûd”a daldı ve kendi

1. Bakara Sûresi Örneği - Bir İ’câz Hecelemesi
Eserde değinemediğimiz daha birçok özellik elbette vardır. Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Hakîm’in mufassal özeti olan 286 âyetli Bakara Sûresi’ni, makalemizin başında belirttiğimiz üzere, âdeta 25 âyette hulâsa etmiş, ilk etapta vakti müsait olmayanlara kısa yoldan bir fikir vermek istemiştir. Tafsilat almak isteyenleri de devamını okumaya teşvik etmiştir. Muhterem Fethullah Gülen’in de tam bu miktarını t











